Hayatımdaki yeni bir Apple ürünü daha

Apple sever birisi olarak Mac kullanıyorum ve özel işlerimin çoğunu bu mac işletim sistemi üzerinden gerçekleştiriyorum. Apple her ne kadar ülkemizde “duygusal” olarak yoğun olsa da gönlümü bu cihazlardan bir türlü vazgeçiremiyorum. Elimdeki Apple ürünlerine ek olarak bugün aileye bir yenisi daha katıldı: Apple Wireless Keyboard

Apple Wireless Keyboard

Bilgisayarla haberleşmeyi bluetooth ile sağlayan klavye aslında MacBook Pro bilgisayarımın klayvesi ile aynı düzen ve boyuta sahip. Yalnız bu klavye ile yazmak bana çok daha kolay geldi. Harici klavyelerin en büyük sorunu -özellikle masaüstü bilgisayarlarda kullanılanlar- yüksek tuş yapılarına sahip oldukları için daktilo gibi sonuna kadar sert basmayı gerektirmeleri. Apple Wireless Keyboard aynı dizüstü bilgisayarımdaki klavye gibi…

Ayrıca klavyeyi iPad’imle de eşleştirerek iPad üzerinde de çok daha hızlı yazı yazma imkanına sahip oldum. Ürün ile ilgili detaylı bilgiyi Apple’ın resmi sitesinden ya da Türkçe siteden bilgi edinebilirsiniz.

iPhone ile kablosuz senkronizasyon

iPhone (iPod ya da iPad) gibi cihazlara birşeyler yüklemek istediğimizde iTunes’la senkronize etmek gerekiyor. Cihazla beraber gelen şarj kablosunu bilgisayarın USB portuna takarak senkronizasyon işlemini yapıyorsunuz.

Ancak bu süreçte bazı sıkıntılar var. iPad hariç diğer cihazlar senkron işlemi yapılırken aynı zamanda şarj da ediliyor. Eğer siz de benim gibi pil tam bitmeden şarj etmem diyen takıntılı tiplerdenseniz bu işlem canınızı sıkacaktır. Ayrıca bilgisayardan şarj etmenin de çok verimli olmadığını düşünüyorum.

Benim gibi düşünen birileri bu işlem için bir yöntem geliştirmişler. Kablo kullanmadan Wi-Fi üzerinden senkronizasyon işlemi için bir uygulama geliştirmişler. Uygulamayı tanıtmaya başlamadan önce hemen söyleyeyim; bu yöntem sadece jailbreak yapılmış iPhone’larda işe yarıyor. (Jailbreak ile ilgili detaylı bilgiyi iPhoneturkey.biz‘de bulabilirsiniz.)

Jailbreak yapılmış telefondan Cydia uygulamasını çalıştırın ve Search bölümüne geçerek “wi-fi sync” araması yapın. İlgili uygulamayı telefonunuza kurun. Uygulama 10 dolar. Ancak şanlıysanız (farklı cydia repolarına sahipseniz) ücretsiz olanları da bulabilirsiniz.

Daha sonra www.getwifisync.com adresinden kullandığınız işletim sistemi için uygun olan uygulamayı bilgisayarınıza indirin ve kurun. (Şu anda sadece Mac OS X’e destek veriliyor.)

Menü çubuğuna bir küçük iPhone simgesi geliyor. Hem bilgisayar hem de iPhone aynı kablosuz internet ağında ise telefondan “Wi-Fi Sync” uygulamasını çalıştırın. iPhone uygulaması bilgisayarınızı arayacaktır.

Bilgisayarınızı bulduğunda ise senkron işlemini yapmaya hazır duruma gelecektir.

Bilgisayardaki simge yeşile dönecektir. Şimdi iTunes’u açtığınızda iPhone’unuzu menüde göreceksiniz. Şimdi istediğiniz gibi senkron işlemini yapabilirsiniz.

Not 1: Bilgisayarınızdaki programdan “Disable Device Backups” seçeneğini aktif hale getirirseniz senkron işleminin daha hızlı sonuçlandığını göreceksiniz.

Not 2: Mac OS X Snow Leopard kullanıcıları, iPhone’da resimleri kolayca almak için kullandıkları Preview uygulaması maalesef kablosuz senkron uygulaması ile uyumlu değil. Onun için ya iTunes’dan resimlerinizi de senkron edeceksiniz ya da eski yöntem olan kablo ile resimleri almaya devam edeceksiniz.

Mobil yaşamda nereden nereye…

PC World Haziran 2008Mobil yaşayarak her yerden ve her zaman işimizi görmeyi başarabiliyorum. Sadece ben değil teknolojiyi kullanan herkesin aynı durumda olduğunu düşünüyorum ve böyle insanları da etrafımda görüyorum zaten.

Bundan 6-7 yıl önce mobil yaşam deyince akıllara ilk önce bir dizüstü bilgisayar geliyordu. “Bilgisayarımı yanımda taşırım, gittiğim her yerde işimi yaparım” diyorduk. İnternet ihtiyacını ise çevirmeli ağ ile gittiğimiz yerdeki telefon hattını kullanarak hallediyorduk. Yavaş yavaş yaygınlaşan kablosuz internet ise bu dertlere derman oldu. Kablo ile internete bağlanma ve çevir sesini unutma durumuna geldik. Şimdi birçok yerde kablosuz internet var ve dizüstü bilgisayar ile birkaç dakika içerisinde yüksek hızda internettesiniz.

Ancak son 1-2 yıldır bu durum da değişti. Artık alışveriş merkezlerinde, Starbucks’da, restoranlarda masaların üzerinde dizüstü bilgisayarların sayısı azalmaya başladı. Bu durum yerini kablosuz internete bağlanabilen cep telefonlarına bıraktı.

Cepte taşınabilen ve bir dizüstü bilgisayarın yaptığı herşeyi yapabilen bir alet varken neden 2-3 kiloluk aleti süreki yanımda taşıyayım ki… Artık birçok mağaza müşterilerine internet hizmetini ücretsiz sunuyor. Siz yemeğinizi yerken, eşiniz yeni elbiselerini denerken ya da arabanız iç dış yıkanırken cep telefonundaki FTP programını kullanarak ilgili dosyanın sunucuya düşüp düşmediğini çok rahat bir şekilde kontrol edebiliyorsunuz.

Mobil yaşam önem kazanmaya başlayınca web siteleri de artık cep telefonları ile uyumlu olarak hazırlanıyor. Böylece site içeriğini cep telefonunda görüntülemek isteyen kullanıcılar hiçbir sorun yaşamamış oluyorlar.

Kendi blog sitenizi kurmak istediğinizde ilk akla gelen WordPress’tir. WordPress’i kullanarak da mobil yaşamınıza katkıda bulunabilirsiniz. Şöyle ki: sadece sizin bileceğiniz bir e-posta adresi oluşturuyorsunuz ve bu adresi WordPress’e tanımlıyorsunuz. Sonrasında bu e-posta adresinize başka herhangi bir adresten yayınlamak istediğiniz yazıyı, resmi gönderiyorsunuz. Tabii cep telefonunuzu kullanarak. Sonrasında yolladığınız yazı WordPress’e ekleniyor. Yine cep telefonunuzu kullanarak anında bu yazıyı blog’unuzda yayınlamaya başlayabiliyorsunuz.

Bu şekilde yaşamak birçok insana tuhaf gelebilir. Ancak aynı anda birkaç işi yapmazsam etrafımdaki insanlara yeteri kadar vakit ayıramıyorum. Cep telefonumu sadece konuşmak yerine tüm bu işlemlerim için kullanarak kendime daha çok vakit ayırabiliyorum.

Sıfır voltluk tatil hevesi

Geçen ayın ilk haftasında yıllık iznimin bir kısmını kullandım. Bir haftalık tatil süresini eşimle birlikte çok uzaklarda geçirmek yerine ailemizin Çanakkale’deki yazlığındaydık. Günlerin dolu dolu geçmesi için arabayla 6 saat kadar süren yolculuk boyunca sürekli planlar yaptık. Günü tam anlamıyla yaşamak için erken kalkmak iyi bir fikirdi. Ancak uyku sonrası yatak keyfini de özlemiştik. En iyisi ortama uyum sağlamak için işi oluruna bırakmaktı.

Okumaya devam et Sıfır voltluk tatil hevesi

Gamepad klavye tartışmasına son nokta

Oyun oynarken bilgisayar kullananlarla oyun konsolunu tercih edenlerin en büyük tartışması klavye mi yoksa gamepad mi sorunu üzerine. Kimileri oyun gamepad ya da joystick ile oynanır derken kimisi de klavyeyi tek geçiyor. Bir araba yarışında klavye yerine direksiyon seti kullanmak ilk başlarda zor gelse de alıştıktan sonra klavyenin yanına bile yaklaşmayacağınızdan emin olabilirsiniz.

Microsoft’un oyun konsolu Xbox 360’ın kablosuz gamepad’lerine yeni bir özellik eklenmiş. Bu özellikle klavyeyi kullanmak isteyenler klavyeden gamepad’i joystcik ve trigger’lardan oyun oynayabilirler.

xbox 360 klavyeli gamepad

Okumaya devam et Gamepad klavye tartışmasına son nokta

Kablosuz teknolojinin çilesi

Bir CeBIT fuarını daha geride bıraktık. Bilişim sektöründe çalışan hemen herkes yıl boyunca bu fuar için çalışır ve fuarda büyük kozunu oynamak ister. Biz de yıl içerisinde size iyi içerikli bir dergi hazırlamanın yanında, CeBIT ayının dergisi olan Eylül sayısını hazırlamak için de fazladan mesailer harcadık.

Ancak sonunda, bir CeBIT’i daha geride bıraktık. Şöyle birkaç hafta geriye baktığımızda yoğun ilgili bir kalabalık ve okurlarımızla buluşmanın mutluluğu geliyor akıllara. Bir de işin teknoloji tarafı var tabii…

Yoğun kalabalık içerisinde gezinen insanlara baktığımda üzerlerinde fazlaca bir ekipman taşıyorlar. Örnekse; ben. Mesela dijital fotoğraf makinesi, günlük çanta, cep telefonu, dizüstü bilgisayar vb. Birkaç sayfa sonra okuyacağınız akıllı telefonlar testimizdeki telefonlardan birisini de fuar aksesuarlarının yanına alarak başladım fuarı gezmeye. Rahatlık açısından Bluetooth kulaklığımı taktım kulağıma, telefonu çantada ya da cebimde bulma derdi yaşamayayım diye. Yine bir başka test ürünü olan kablosuz ağ tarama cihazı da yanımdaydı. Gezdiğim yerlerin yakınında bir Wi-Fi alanı varsa cihaz hemen buluyordu. Böylece duruma göre dizüstü bilgisayarımı ya da akıllı telefonumu kullanarak e-posta kontrolü yapabilecektim. Tabii müziği de unutmamak lazım. Cep telefonunda çalan müziği kablosuz olarak kulaklığıma aktarıyordum. Yalnız gezerken sıkılmamak, aşırı gürültü içerisinde kulaklarımı anlaşılmayan şeylere boğmamak için.

Okumaya devam et Kablosuz teknolojinin çilesi