Video olarak etiketli yazılar
Dayanamadım, sonunda aldım bir Nespresso makinesi
20 Haz
Kahveye olan düşkünlüğümü ve sevgimi beni tanıyanlar bilir. Şeker ve süt (krema) sevmememden dolayı seçeneklerim yok denecek kadar az. Filtre kahve ya da espresso arasında gidip gelirim. Ofiste ise malum Nescafe…
Nispeten evde daha rahatım çünkü filtre kahve için bir makinem var.
Uzun zamandır da bir espresso makinesi almayı düşünüyordum. Ancak bir türlü marka, model seçemediğim için sonuca bağlayamıyordum durumu… Filtre kahve de yapan ve sütü köpürten buhar çıkışı olanları mı tercih etmeliyim yoksa tek espresso makinesi yeterli miydi? Bir türlü karar veremiyordum. Araştırma yaparken de Nespresso diye bir şey olduğunu keşfettim. Bu cihazın espresso makinesinden farkı, kahve olarak kendisine ait, kapsül adı verilen hazır potları kullanmanız.
Standart bir espresso makinesinde (Starbucks’dakiler de buna dahil) kahveyi bir süzgeçe benzeyen pot ismi verilen bir kaba koyar, kahveyi orada sıkıştırır ve makineye takarak espresso yaparsınız. Nespresso’da ise olay biraz daha farklı. Kullanılan pot’lar kapsül ismi verilen alüminyum kaplarda yer alıyor. Tek kullanımlık bu kapsülleri espresso hazırlamadan önce kendi makinesinde ilgili yere yerleştirip cihazı çalıştırıyorsunuz. 10-20 saniye içerisinde muhteşem kokuya, görüntüye, köpüğe ve tada sahip espresso’nuz hazır. Farklı renklere sahip bu kapsüllerin her biri farklı özelliklere ve tat yoğunluğuna sahip.
Nespresso’yu tercih etmemdeki amaç, her yeni bir fincan expresso’da aynı lezzeti elde edecek olmamdı. Tabii bir de işin temizlik kısmı var ki o da ayrı bir durum. Standart espresso makinelerinde kullanacağınız kahveyi 100-200 gramlık paketlerde alacağınız için bekledikçe haliyle bir bayatlama söz konusu olacaktır. Ancak Nespresso’daki kapsüllerin ağzı hava almayacak şekilde kapalı olduğu için her fincan aynı lezzet garantisini sunuyorlar.
Aşağıdaki video Nespresso makinesinin nasıl çalıştığını göstermede oldukça yardımcı olacaktır.
Türkiye’de kapsüllerin tanesi ortamala 1 TL civarında ve 10′lu paketler halinde satılıyor. Ancak daha önce kullanılan kapsülleri aşağıdaki videoda gösterildiği gibi yeniden kullanmak mümkün. Bu işi denedim ve orijinal kapsül kadar olmasa da idare eder. Elde kalan espresso paketini tüketmek için oldukça güzel bir yöntem. İşin taktiği ise kapsülü yeniden doldururken kahveyi biraz sıkıştırmakta…
İşte benim aldığım makine.. Şimdilik mutfak tezgahının ortasında…

Not: Makineyi MediaMarkt‘tan aldım. Model, Nespresso Essenza C90. Liste fiyatı ile MediaMarkt arasında 100 TL’ye yakın bir fark vardı. Alacaklara MediaMarkt’a bir uğrasınlar derim.
Hala YouTube izleyemiyor musunuz?
5 Haz

Detaylar ve ne yapılması gerektiği hakkında bilgiler aşağıdaki adreste…
http://www.jnbn.net/inceleme-anlatim/hosts-dosyasi-opendns-nedir-youtube-nasil-erisilir-139.html
"Şu anda ne yapıyorsun?"
1 May
Hatırlarsınız, bir dönem MSN furyası yaşanmıştı. Kartvizitlere kadar giren bu servis halen oldukça popüler… Ancak bundan sıkılan ya da değişiklik isteyen insanlar -bunda medyanın da etkisi var- Facebook’a yöneldi. Başta, arkadaşlarımı buluyorum, onlarla eski günleri yad ediyorum diyenler birer birer hesaplarına girmemeye, bu servisi kullanmamaya başladı. Facebook’un şu anda video ve resim paylaşım ortamına dönüşmesi de çabası…
Sürekli yenilik arayan insanoğlunun yeni hedefi ise Twitter. Biz de bu ayki kapağımızı bu konuya ayırdık ve tam anlamıyla bir Twitter rehberini sizlere hazırladık. Twitter, Facebook’taki ya da MSN’deki durum bildiren mesajlara benzetilebilir. Ancak bunun bir sınırı var. 140 karaktere kadar yazmak istediğiniz, paylaşmak istediğiniz, o anki ruh halinizle ilgili yani aklınıza ne geliyorsa “şu anda ne yapıyorsun?” sorusuna cevap veriyor ve sizi takip eden insanlarla bu mesajınızı paylaşıyorsunuz. İnsanlar sizi takip ettiği gibi siz de çeşitli insanları takip edebilirsiniz. Kimler yok ki Twitter dünyasında… Barack Obama, Shaquille O’Neil, Sertab Erener… Gün geçtikte ünlülerin sayısında da artış olduğunu yeri gelmişken belirtelim.
Fenomen olmaya aday bu servis, mesajlaşlamadan, haberleşmeden duramayan, birbirlerinin o anda neler yaptığını merak eden insanların kullanmasında fayda gördüğüm bir site. Bu internet servisi ile ilgili merak edilen herşeyi ilerleyen sayfalardaki kapak konumuz içerisinde bulabilirsiniz. Kim bilir belki de artık kartvizitlere MSN adresi ve Skype adresi yanına Twitter hesabının adresi de yazılır.
PC World dergisi Mayıs 2009 sayısı Editörden yazısıdır.
WordPress'de galeri işlemleri
17 Oca
WordPress’in eski sürümlerinde dahili bir resim galeri özelliği yoktu. Son birkaç sürümle birlikte bu özellik geldi. Bence çok işlevsel değil. fadonet.net… adresinde nasıl kullanılacağı açıklanmış.
Ancak NextGen Gallery isimli galeri uygulaması WordPress eklentileri arasında üst sıralarda yer aldı. Kolaylığı sayesinde birçok blog yazarı tarafından tercih ediliyor.
Ancak bugn karşıma çıkan picturesurf isimli galeri biraz daha ilginç. Kullanımı daha kolay ve resim yükleme süreleri dışında 7 saniye gibi bir sürede kendi galerinizi oluşturabiliyorsunuz. PictureSurf’ün WordPress sayfasından detaylı bilgileri bulabilirsiniz. Aşağıda da eklentinin video demosu yer alıyor.
Bitmeyen yardımlaşma duygumuz
1 Kas
Bilgisayar bilgisi biraz fazla olan kişilere, eş-dost arasında farklı görevler yüklenmiştir. Eş-dostun bilgisayarlarında bir arıza vuku bulduğu zaman bilgisayarı nereden almış olurlarsa olsunlar, almalarına kim yardımcı olmuş olursa olsun farketmez, sanki teknik destek elemanıymışsınız gibi aranan hep siz olursunuz. Ofis ahalisinin çoğunun bilgisayar bilgisi orta seviyenin üzerinde… Arkadaşlara yakın zamanlarda başıma gelen bu türlü bir eş-dosta teknik destek hadisesini anlatırken bir baktım ki yalnız değilmişim.
Levent inceleme ürünlerini yazmadan önce belli bir süre vakit geçirir ve ürünü kullanır. Genelde de teste gelen bir projektörü kullanmak için ofiste olur olmadık videolar izlemek, dikkatleri üzerine toplamak yerine evine götürüp orada birşeyler izlemeyi tercih ediyor. Geçen aylarda da başından şöyle bir hadise geçmiş: İşlerden sebep favori dizisi Supernaturel’ın son 3 bölümünü izleyemeyince ve incelenecek bir projektör olunca bu iki “eğlenceyi” bir araya getirmek Levent için farz olmuştu. Tezgahı kurmuş, mısırlar patlamış, kolalar soğutulmuş tam dizi keyfine başlamışken kapının çalması bir çuval incirin berbat olmasına yetmişti. Gelen alt komşusuymuş ve kızlarının bilgisayarına aniden birşey olmuş ve çalışmıyormuş. Dizi keyfi sona ermiş, bütün bir gece birilerine, neden ve nasıllardan oluşan cümlelerle dert anlatmakla geçirmişti.
Aslında hepimiz birçok kişiye bu şekilde yardımlarda bulunmuşuz. Yazı işleri toplantısına geç gelen Atalay’ın, geç gelme sebebi de bir müteahhit tanıdıklarının yazıhanesine uğrayıp muhasebe programını çalıştırmak için uğraşması; “bu ayki sayıda neden böyle bir konuya yer vermiyoruz?” sorusunu aklımıza getirdi. Bu tür destek verme ve yardımlaşma konularından en çok ağzı yanan Gökhan, bu konuyu bir güzel araştırdı. Konuyla ilgili olarak da bol bol bizlerle sohbet etti ve bu konuyu daha da şekillendirdi. Ortaya da ilerleyen sayfalarda okuyacağınız “No Problem” konusu çıkıverdi. Eğer siz de işlerinizin arasında akrabalarınıza bu tür destekler vermek zorunda kalıyorsanız bu sayımızdan elinizin altında 3-5 adet bulundurmanızı tavsiye ederim. Giderken yanınızda götürün ve dergiyi orada unutmuş numarası yapın. Emin olun ki bir daha sizi aramayacaklardır.
Teknik destek konusu ne zaman açılsa aklıma gelen bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim: Yurt dışında yaşayan bir tanıdığım, bilgisayarı arızalanınca tamir etmesi için bir teknik servis elemanını evine çağırmış. Sorununu anlatmış ve eleman tamam başlayalım demiş. Arkasından da; “ben bilgisayarınızı tamir ederken siz izleyecek misiniz?” diye sormuş. Bu sorma sebebi ise; eğer bilgisayarı yapılırken siz izlerseniz 50 dolar bir ücret alıyorlarmış. Eğer izlemeseniz 30 dolara fitlermiş. İşi öğrenmeyin diye şark kurnazlığı…
Not: PC World dergisi Kasım 2008 sayısı Editörden yazısıdır.
Her dosya itinayla dönüştürülür
14 Eyl
Ses ya da video dosyaları birbirleri arasında dönüştürmek sürekli bir işkencedir. İşiniz güzel yapan programlar ücretli oluyorlar. Ücretsiz olanlarda ise format beğenmeme durumu söz konusu olabiliyor.
Ancak Format Factory isimli yazılım dosya dönüştürme işini oldukça başarılı bir şekilde hallediyor. Ücretsiz olması da cabası.
http://formatoz.com/ adresinden yazılım hakkında detaylı bilgi alabilir ve programı bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.

Bir haftada Photoshop öğrenin
14 Eyl
Photoshop programı artık bir marka olmuş durumda. Resim düzenleme işleminin ismi “Photoshoplamak” olarak anılıyor. Etrafta siz de bu sözü çok duyuyor ve bir türlü öğrenemedim şu mereti diyorsanız bu adreste bu işi çok güzel anlatmışlar. Örneklerin yanınd videolu anlatımlar da öğrenmeyi kolaylaştıracaktır.

iPod kutusunu ya Microsoft tasarlasaydı
24 Tem
Apple ürünlerinde tasarımını konuşturduğu gibi ürünlerini içine koyduğu kutularda da bu yeteneğini konuşturuyor. İşte iPod kutusunun geldiği son hal…
[googlevideo]http://video.google.com/videoplay?docid=-5487302194049101890[/googlevideo]
Gelişen online uygulamalar
1 Tem
Geniş bant internet ile birlikte bağlantı ve yükleme hızları arttıkça, şımarık çocuklar gibi hepten arsız oluyoruz. Daha hızlı internet, internette geçen daha fazla vakit anlamına da geliyor. Çevirmeli ağ internet kullanırken, bir MP3 dosyasını 3-5 saate indirebilirken şimdi albüm ya da diskografiler daha çok tercih ediliyor. Varsa bu albümle ilgili konser görüntüleri de arşivlere aktarılıyor. Bu eserler içerisinden kaç şarkı dinlendiği ise belli değil.
Yüzlerce dosya indirip aradan bir şarkıyı dinlemek yerine musicovery.com gibi hizmetleri daha çok tercih ediyorum. O anki keyfime göre istediğim türde müzikleri dinleyebiliyorum. Video tarafında da artık komik videoları hiçbir şekilde arşivlemiyorum. İnternetten istediğimi istediğim zaman nasılsa izlerim diyorum. Nasılsa video paylaşım siteleri var. (Şimdi farkettim ki YouTube’a erişim engellendikten sonra pek fazla bu tür videolar izlemiyormuşum. Başka sitelerinde popüler olması artık şart…)
Sadece multimedya olayında değil, yazılım tarafında da iş online’a kayıyor. Bu türlü online uygulamalar akıllara ilk önce Google’ı getiriyor. Google Docs, Microsoft Office alternatifi… Word’ün, Excel’in benzerlerini Internet Explorer ya da Firefox üzerinden rahatlıkla kullanabilme imkanı sunuyor. Elinizdeki Word, Excel dosyaları da bu siteler üzerinde sorunsuzca görüntülenebiliyor ve siz silene kadar sunucuda kalabiliyor. Tabii tüm bunları kullanabilmek için internete bağlı olmanız gerekiyor.
Google Reader ise muhteşem bir RSS takip sistemi… Ancak yine internete bağlıysanız. Eğer bulunduğunuz yerde internet yoksa ve babanız da GSM şirketi sahibi değilse durumunuz vahim. İnternet bağlantınız olmadığı için daha önce yayınlanmış bir yazıya erişmeniz çok mümkün olmayacaktır.
Örnekleri çoğaltmak mümkün, çünkü internet uygulamaları çok daha yaygınlaşmaya başladı. Mesela Photoshop Express ki ilerleyen sayfalarda detaylarını okuyabilirsiniz. Hiçbir şekilde Photoshop’u aratmıyor; ama tabii ki internet bağlantınız varsa ve yeterliyse…
Yazılımları bu şekilde kullanmak güzel. Çünkü çoğu hizmet ücretsiz olarak sunuluyor. Örneğin bir Word belgesini PDF yapmak istediğinizde gerekli araçlar için birkaç yüz doları gözden çıkarmak gerekiyor. Ancak online çeviriciler ile bu işi dakikalar içerisinde halledebiliyorsunuz; hem de 5 kuruş harcamadan…
Tabii yine internet bağlantınız varsa…
Çinliler nasıl çarpım yapar?
17 Haz
Video izleyeceğinizi bir Çinli mi yapmış bilmiyorum ama yöntem oldukça ilginç. Biraz pratik yapmak gerekebilir, baştan söyleyeyim.
[googlevideo]http://video.google.com/videoplay?docid=4189955517357010893[/googlevideo]

SON YORUMLAR