İnternette anonim kalın

PC World Haziran 2009İnternet üzerinde herkesin ne yaptığı, çeşitli yollarla izlenir, takip edilir. Daha çok web siteleri, portallar bu olayı kullanırlar ancak çeşitli devlet kurumları da (mesela güvenlik güçleri) çeşitli sebeplerden dolayı bu izleri takip edebilirler. İnternete bağlanan bir bilgisayar mutlaka arkasında iz bırakır. Bu izler çeşitli sebeplerden dolayı başınıza dert açabilir. Bu dert olayını hemen kötüye yormamak gerek. Bir web sitesinde yaptığınız site içi arama sonucu ilgili konularla ilgili olarak sitenin içeriği yeniden şekillenebilir. “Ne güzel hizmet, aradığım herşey karşımda” demeyin. Herkes bu olayı bu şekilde iyi olarak kullanmayabilir.

Arama motorları gibi büyük online reklam şirketleri de izlerinizin peşinden gelirler. İlgi alanlarınıza göre, arama yaptığınız şeylerle ilgili olarak sizin dikkatinizi çekebilecek herşeyi önünüze sermek için oldukça ciddi boyutlarda Ar-Ge çalışmaları yaparlar ve sürekli yenilikler üretirler. Ziyaret ettiğiniz sitelerde de sizi yalnız bırakmaz, ilgili alanlarınızı öğrenerek sizi sizden daha iyi tanıma yoluna geçerler.

Web tabanlı bir site üzerinde yolladığınız e-postanın başkaları tarafından okunmayacağını kim garanti edebilir ki? Meraklı gözler her yerde mevcut. Ancak e-postalarınızı dijital olarak imzalayıp yollarsanız e-postanızı ancak alan kişinin okuduğundan emin olabilirsiniz.

Hangi bilgileri internette açığa vurmak istediğinize siz karar verebilir, birkaç adımda meraklı bakışlarından kaçabilirsiniz. Bu ayki kapak konumuzda aktardığımız on ipucunu kullanarak internette nasıl anonim kalacağınızı kolayca öğrenebilirsiniz.

PC World dergisi Haziran 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

“Şu anda ne yapıyorsun?”

PC World Mayis 2009Hatırlarsınız, bir dönem MSN furyası yaşanmıştı. Kartvizitlere kadar giren bu servis halen oldukça popüler… Ancak bundan sıkılan ya da değişiklik isteyen insanlar -bunda medyanın da etkisi var- Facebook’a yöneldi. Başta, arkadaşlarımı buluyorum, onlarla eski günleri yad ediyorum diyenler birer birer hesaplarına girmemeye, bu servisi kullanmamaya başladı. Facebook’un şu anda video ve resim paylaşım ortamına dönüşmesi de çabası…

Sürekli yenilik arayan insanoğlunun yeni hedefi ise Twitter. Biz de bu ayki kapağımızı bu konuya ayırdık ve tam anlamıyla bir Twitter rehberini sizlere hazırladık. Twitter, Facebook’taki ya da MSN’deki durum bildiren mesajlara benzetilebilir. Ancak bunun bir sınırı var. 140 karaktere kadar yazmak istediğiniz, paylaşmak istediğiniz, o anki ruh halinizle ilgili yani aklınıza ne geliyorsa “şu anda ne yapıyorsun?” sorusuna cevap veriyor ve sizi takip eden insanlarla bu mesajınızı paylaşıyorsunuz. İnsanlar sizi takip ettiği gibi siz de çeşitli insanları takip edebilirsiniz. Kimler yok ki Twitter dünyasında… Barack Obama, Shaquille O’Neil, Sertab Erener… Gün geçtikte ünlülerin sayısında da artış olduğunu yeri gelmişken belirtelim.

Fenomen olmaya aday bu servis, mesajlaşlamadan, haberleşmeden duramayan, birbirlerinin o anda neler yaptığını merak eden insanların kullanmasında fayda gördüğüm bir site. Bu internet servisi ile ilgili merak edilen herşeyi ilerleyen sayfalardaki kapak konumuz içerisinde bulabilirsiniz. Kim bilir belki de artık kartvizitlere MSN adresi ve Skype adresi yanına Twitter hesabının adresi de yazılır.

PC World dergisi Mayıs 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Hayallerin Windows’u

PC World Nisan 2009Windows, kuşkusuz ki en çok kullanılan ve tercih edilen işletim sistemi… Bu kadar çok kullanıcısı olan bir sistemin de haliyle dertleri, sorunları bitmek nedir bilmez. Microsoft zaman zaman, mevcut sistemlerinin daha sorunsuz çalışması için çeşitli güncelleme ve yamalar çıkarıyor. Bu yardımcı uygulamalar çeşitli sorunlara derman oluyor. Ancak dedik ya kullanıcı sayısı fazla diye… Maalesef bu yardımcılar herkeste aynı etkiyi göstermeyebiliyor. Bu tür durumda sizin birşeyler yapmanız gerekiyor.

İlk günkü gibi bir Windows herkesin hayali… Ancak bunun için biraz fazla zaman harcamalı ve neler yapmanız gerektiğini çok iyi bilmelisiniz. Siz bu zahmetlere girmeyin diye sıkı bir konu hazırladık. Gittikçe yaşlanan ve ağırlaşan Windows’unuza doping takviyesi yapabileceksiniz. Yazımız içerisinde bahsi geçen, kullanmanız gereken programları da ayrıca DVD’mize dahil ettik.

Windows 7 macerasını birçok kişi bekliyor. Yeni çıkan deneme kopyası olarak adlandırılan sürüm öncekilerden çok farklı… Merak edilen şey ise bu yeni sistemin XP’nin katili olup olamayacağı… Tüm detaylar ilerleyen sayfalarda sizi bekliyor.

Bahar aylarına girdiğimiz şu günlerde dijital fotoğraf makineleriyle dağda kırda gezme zamanı başlıyor. Buralarda çekilen resimleri düzenlemek için kullanmanız gerekenler programların tanıtımları ilerleyen sayfalarda, programların kendilerini ise DVD’mizde bulacaksınız.

PC World dergisi Nisan 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Artık yedeğin de yedeği zamanı

PC World Mart 2009Dergiyi baskıya gönderme aşamalarında bomba bir olay gündeme oturdu. Gmail sunucularındaki bir arızadan dolayı Gmail’e 2-3 saat erişilemedi. Ben de bir Gmail kullanıcısı olduğum için bir “amanın” dedim.

Yaklaşık bir yıl önce dizüstü bilgisayarımın arabanın bagajından çalınmasından sonra bu tür konulara ve kişisel bilgileri çok daha sıkı koruma konusuna özellikle dikkat ediyorum. Yedek konusunda bir sıkıntım yoktu ama hırsızlık olayı sonrasında bilgisayarımdaki çeşitli bilgiler (bunların çoğu işle ilgili bilgilerdi) belki de bir başkasının elindeydi.

Gmail hesabımın yanında spam korumasından dolayı üç tane de farklı POP3 hesabım burada tanımlı ve tüm iletişim trafiğimin çıkış noktası burası. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş” misali Gmail çalışmamaya başlayınca gitti e-postalar diye aklımdan geçmedi değil.

Korkulan olmadı ve birkaç saat sonra gelen açıklama herşeyin yoluna girdiğini söylüyordu. Ancak son sekiz ay içerisinde Gmail altıncı “downtime”ı yaşayarak internetteki birçok otorite tarafından “Gfail” olarak tanımlanmıştı bile..

Bu tür konular oldukça önem arzediyor. Güvenerek inanarak emanet ettiğiniz verilerinize herhangi birşey olması insanı hem maddi hem de manevi olarak üzebiliyor. Güvenmeden, emanet etmeden önce bir kez hada düşünmekte fayda var.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere…

PC World dergisi Mart 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Küçük alışkanlıklar

PC World Subat 2009Herkesin bir alışkanlığı vardır. Özellikle de bilgisayar kullanırken. Birçok insan tanıyorum açılış sayfası Google ve bir siteye bağlanmak istediğinde sitenin ismini Google’da aratıyor ve en üstteki sonuca tıklıyor. “Kendimi Şanslı Hissediyorum” butonuna basmaya gerek bile görmüyor çünkü öyle bir butonun bulunan ilk sonuca kendisini doğrudan götüreceğini bilmiyor hatta ve hatta o butonun varlığından haberi bile yok…

Bilgisayar formatlandıktan sonra yüklenen ilk programlardan birisi de Nero’dur. CD/DVD yazma işiyle ilgili Nero’dan başka bir program yokmuş gibi herkes Nero’yu tercih ediyor. CD yazarken, sonrasında kapak hazırlarken ya da filmlerini yazmadan önce birleştirme işlemi için en çok Nero tercih ediliyor. Biz de kapak konumuzu buna ayırdık. Nero’da bu işin yapılabildiğini ancak Nero dışında da alternatiflerin olduğunu anlattık. Beğeneğinizi umuyorum.

Ayın bir başka konusunu ise Sinan hazırladı. Hayranları tarafından ya da firma tarafından abartılan ürünleri mercek altına aldı. Bu konuda da bir “Top List” hazırladı ve fiyat bakımından en çok abartılan ürünleri sıraladı.

Bu ayın bir önemli özelliği de ayın 14. gününün Sevgililer Günü olması. Sevgilinize “teknoloji” konulu bir hediye almak isterseniz alternatiflerimizi değerlendirmenizi öneririm.

Önümüzdeki günlerde bir dijital fotoğraf makinesi alacaklar geniş açılı modellere de bakmanızı öneririm. Ayrıca MP3 çalar alacaklar da satın alma tablomuza bakmadan karar vermemelisiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere…

PC World dergisi Şubat 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Değişimdeki yerinizi alın

PC World Ocak 2009Yepyeni bir PC World’e hoşgeldiniz. İlerleyen sayfalarda neler olduğunu merak edenler için küçük bir ipucu vereyim: Çok farklı bir PC World sizi bekliyor. Özellikle “meslek sırrı” sayfalarındaki konularımızın oldukça ilgilinizi çekeceğini düşünüyorum. Bölüm ismine bakıp, “ben yapamam”, “bana zor gelir, uğraşamam” diye sakın düşünmeyin. Çünkü bu konuları uygulamak oldukça kolay. İçeriğinde ise kendi kendinize yapabileceğiniz bölümler yer alıyor. Önümüzdeki aylarda daha fazla meslek sırrı içeriği ve sizlerden gelen önerilere göre daha da renkli, hareketli sayfalar hazırlamayı düşünüyoruz. Bu konudaki öneri ve görüşlerinizi merakla bekliyoruz.

Boyut olarak da farklı bir PC World’ü farketmişsinizdir. Daha okunaklı ve taşıması kolay bir PC World, daha kaliteli bir baskıyı ilk sayfalardan itibaren görmüş olmalısınız. Rakiplerimizden her zaman farklı olduğumuzu PC World okuyucuları her zaman hissetmiştir. Örneğin haberler sayfası… Okurlarımız www.pcworld.com.tr’den sürekli olarak güncel haberleri takip edeceğini bilirler. Eskiyen haberleri yeniden dergiye taşımayı artık bıraktık. Bunun yerine özet haberlere yer verdik. Haberlerin tamamı ise her zamanki gibi PC World Online’da… Sıkıcı, uzun konular da artık tarih oldu. Okuması daha keyifli bir dergi ile tanışmaya hazır olun.

Bu ayın konu önerisi iki tane: Yukarıda da belirttiğim gibi “meslek sırrı” konuları olduça dikkatinizi çekecektir. İlerleyen aylarda artacak konu çeşitliliği sayesinde, dergiyi ay içerisinde elinizden bırakamayacağınızı düşünüyorum. Ayrıca Gökhan’ın başından geçen Ubuntu macerası ise sıkı bir Windowsçunun neler yaşadığının açık bir ifadesi, kaçırmamanızı öneririm.

Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir 2009 yılı diliyoruz…

PC World dergisi Ocak 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

1, 2, 3, 4, 5, 6 ve sonunda 7…

PC World Aralık 2008Ne insanlar tanıyorum; yıllardır bilgisayar kullanırlar ve daha bir adım bile ilerleme kaydetmemişler. Yıllardır bilgisi, yaptıkları hep aynı… Çünkü kullandıkları programı hangi sürümde öğrendilerse yıllar geçmesine rağmen aynı sürümü kullanmaya devam ediyorlar. Aslında suç onlarda değil… Kimse söylememiş ki; bak bu var, bu şekilde bunları yapıyorsun diye gösterseler belki de saniye kaybetmeden geçiş yapacak. Ancak kimisi de inatçı. Ama inadı korkudan. Daha yeni bir programı ya kullanamazsam korkusuyla için için yer kendini… Bu tür eskide kalmış olanlar bir şekilde işlerini görürler. Kullandıkları programın çerçevesinde istediklerini güç bela da olsa hallederler. Bu kesime grafikerler ya da daha doğru bir ifade ile grafik operatörleri örnek gösterilebilir. Hepsi değil tabii ki de…

Ancak kimileri de vardır ki onlar daha bir alem… İsterler ki tüm programları hep son sürüm olsun herkesten önce onlar kullansın, sağa sola hava yapsınlar. Ancak bir de onları programı kullanırken görün. Tam bir rezillik. Son sürüm program kullanıyorlar ancak 4 sürüm önceki gibi… Mesela Photoshop CS4 kullanıyorlar ama daha layer’larla çalışma ya da mask özelliği rüyalarına bile girmemiş.

Kimileri ise çok daha tuhaftır. İhtiyacı olmadığı ya da daha doğrusu; doğru düzgün bilgi sahibi olmadığı için sırf sağdan soldan, dayıoğlundan duyduğu için çeşitli programları kullanma hevesine girerler. Kullanma derken, yazıhanede üstü dantelli örtü ile kaplı en az 5 yıllık bir bilgisayara komşunun oğluna zorla yükletilmiş olan son sürüm Office gibi bir programdan bahsediyorum.

İşletim sistemleri de bu şekilde… Bana göre Vista’yı beğenmeyen çoğu insanın, beğenmeme sebebi XP gibi kullanmasından, beklentilerinin öyle olmasından kaynaklanıyor. Zaten “çok yavaş” herkesin ortak düşüncesi. Ancak neden yavaş hiç araştırdınız mı? “Bilgisayarı açıyorum sabit disk bir dakika bile susmuyor.” feryadına mutlaka birçok forumda rastlamışsınızdır. Ee sen aradığını daha hızlı bul diye indeksleme yapıyor da ondan disk susmuyor. Ama istersen tabii ki de kapatabilirsin bu özelliği…

Bunun gibi birçok problem bizim forum da dahil birçok forumda en fazla okunan başlıklar altında yer buluyor kendine… İnsanlar daha bu soruların yanıtlarını alamadan(!) bir de Microsoft, Windows 7’yi çıkaracağını duyurdu ve betasını dağıttı bile… Windows 7’deki beklentilerinizi XP’deki gibi olacaksa bence siz XP kullanmaya devam edin. Ancak farklı bir yapı ve yenilik gözüyle bakıyorsanız ve “kendimi de yenileyeceğim” diyorsanız buyrun Windows 7’ye merhaba deyin.

Olayın mantığını kavradıktan sonra; Windows 7 kullanmışsınız, Mac OS X ya da Ubuntu kullanmışsınız hiç farketmez. Siz kullanıcıysanız işletim sisteminin derinliklerinde yatanlar sizi ilgilendirmemeli. Sistemi bilgisayarınıza yükleyin ve sadece kullanın. Dosyalarınızı düzenleyin, internette sörf yapın, e-posta gönderip alın. Zaten daha farklı şeyler için insanlar daha farklı sistemler kullanıyorlar. Windows 7 Microsoft’un son sistem projesi. En az 1 yılı daha var finale gelmesi için. Ancak test ettiğimiz kadarıyla, Vista yerine beta sürüm kullanmak bizce daha avantajlı. Yenilikleri ise insanı heyecanlandırıyor. XP, Vista ve 7 serüvenine şahit olmak istiyorsanız; sizi, ilerleyen sayfalara davet ediyorum.

Not: PC World dergisi Aralık 2008 sayısı Editörden yazısıdır.

Bitmeyen yardımlaşma duygumuz

PC World Kasım 2008Bilgisayar bilgisi biraz fazla olan kişilere, eş-dost arasında farklı görevler yüklenmiştir. Eş-dostun bilgisayarlarında bir arıza vuku bulduğu zaman bilgisayarı nereden almış olurlarsa olsunlar, almalarına kim yardımcı olmuş olursa olsun farketmez, sanki teknik destek elemanıymışsınız gibi aranan hep siz olursunuz. Ofis ahalisinin çoğunun bilgisayar bilgisi orta seviyenin üzerinde… Arkadaşlara yakın zamanlarda başıma gelen bu türlü bir eş-dosta teknik destek hadisesini anlatırken bir baktım ki yalnız değilmişim.

Levent inceleme ürünlerini yazmadan önce belli bir süre vakit geçirir ve ürünü kullanır. Genelde de teste gelen bir projektörü kullanmak için ofiste olur olmadık videolar izlemek, dikkatleri üzerine toplamak yerine evine götürüp orada birşeyler izlemeyi tercih ediyor. Geçen aylarda da başından şöyle bir hadise geçmiş: İşlerden sebep favori dizisi Supernaturel’ın son 3 bölümünü izleyemeyince ve incelenecek bir projektör olunca bu iki “eğlenceyi” bir araya getirmek Levent için farz olmuştu. Tezgahı kurmuş, mısırlar patlamış, kolalar soğutulmuş tam dizi keyfine başlamışken kapının çalması bir çuval incirin berbat olmasına yetmişti. Gelen alt komşusuymuş ve kızlarının bilgisayarına aniden birşey olmuş ve çalışmıyormuş. Dizi keyfi sona ermiş, bütün bir gece birilerine, neden ve nasıllardan oluşan cümlelerle dert anlatmakla geçirmişti.

Aslında hepimiz birçok kişiye bu şekilde yardımlarda bulunmuşuz. Yazı işleri toplantısına geç gelen Atalay’ın, geç gelme sebebi de bir müteahhit tanıdıklarının yazıhanesine uğrayıp muhasebe programını çalıştırmak için uğraşması; “bu ayki sayıda neden böyle bir konuya yer vermiyoruz?” sorusunu aklımıza getirdi. Bu tür destek verme ve yardımlaşma konularından en çok ağzı yanan Gökhan, bu konuyu bir güzel araştırdı. Konuyla ilgili olarak da bol bol bizlerle sohbet etti ve bu konuyu daha da şekillendirdi. Ortaya da ilerleyen sayfalarda okuyacağınız “No Problem” konusu çıkıverdi. Eğer siz de işlerinizin arasında akrabalarınıza bu tür destekler vermek zorunda kalıyorsanız bu sayımızdan elinizin altında 3-5 adet bulundurmanızı tavsiye ederim. Giderken yanınızda götürün ve dergiyi orada unutmuş numarası yapın. Emin olun ki bir daha sizi aramayacaklardır.

Teknik destek konusu ne zaman açılsa aklıma gelen bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim: Yurt dışında yaşayan bir tanıdığım, bilgisayarı arızalanınca tamir etmesi için bir teknik servis elemanını evine çağırmış. Sorununu anlatmış ve eleman tamam başlayalım demiş. Arkasından da; “ben bilgisayarınızı tamir ederken siz izleyecek misiniz?” diye sormuş. Bu sorma sebebi ise; eğer bilgisayarı yapılırken siz izlerseniz 50 dolar bir ücret alıyorlarmış. Eğer izlemeseniz 30 dolara fitlermiş. İşi öğrenmeyin diye şark kurnazlığı…

Not: PC World dergisi Kasım 2008 sayısı Editörden yazısıdır.

Herşeyden önce dikkat!

PC World Ekim 2008İnternetteyken birçok konuya, özellikle güvenlik konusuna dikkat etmeniz gerekiyor. Kişisel bilgilerinizi verdiğiniz ya da güvenli bir protokol üzerinden işlem yaparken bir paranoyak gibi davranmak iyidir. Mesela halka açık yerlerdeki (kafe, otel gibi) kablosuz internet bağlantılarında kullanıcı adı ve şifre ile girilen sitelere girmemek kendi kendime koyduğum yasaklardan birisidir. Ya kablosuz bağlantı bir program tarafından dinleniyorsa diye bu tür yerlerden bankacılık işlemi ya da kullanıcı adı-şifre ile giriş yapılan sitelere pek bulaşmam. Bu tür yerlerde online bankacılık işlemi yapmam gerekirse oranın kablosuz ağını değil, cep telefonum üzerinden internete bağlanmayı tercih ediyorum.

Online bankacılık işlemi çok kolay ve rahat bir hizmet olmasına karşın birçok kullanıcının korkarak yaklaştığı bir konu. Ya şifrem çalınırsa ya hesabımı boşaltırlarsa korkusundan dolayı insanlar, halen ellerinde elektrik, doğalgaz faturaları bankalara ödeme yapmak için saatlerce kuyruklarda bekliyorlar. Burada önemli olan şifrenizi çalınmayacak şekilde oluşturmanız. Kendinize ait veya anne, baba, eş, çocuk doğum tarihleri ile oluşturulan şifreler, şifreyi ele geçirmek adına denenecek ilk adımlardan birisi. Onun için bu tür kolay tahmin edilecek ya da akla ilk gelecek şifrelerden her zaman uzak durmak bilişim güvenliği konusunda uzmanların ilk önerilerinin başında yer alır. Kendinize bir algoritma kurup ona göre şifre üretmek ve genelde de anlamsız şeyler tercih etmek şifrenizi korumak adına oldukça önemli bir konu.

Bankalar da bu konuda çeşitli çözümler sunuyorlar. Şifre üretme araçlarını kullanarak bankacılık işlemi yapmak konusunda sürekli olarak müşterilerini bilinçlendiriyorlar. Bankaların bu konudaki çözümleri ve online bankacılık konusunda nelere dikkat etmek gerektiğini ilerleyen sayfalarda yer alan online bankacılık konumuzda detaylı bir şekilde bulabilirsiniz.

Dikkat demişken bir diğer konu da taklit, sahte, imitasyon, “çakma” olarak da adlandırabileceğimiz ürünlerle ilgili. Bu tür, orijinali ile alakası olmayan ayıplı mal olarak sayabileceğimiz malların doğum yeri bizden kilometrelerce uzak bir yer olan Çin. Bizden uzakta olsa da orada üretilen ürünler sürekli olarak gözümüzün önünde, teknoloji marketlerinde yer alıyor. Kimisine bilerek, kimisine de bilmeden sahip olabiliyoruz. Birçok teknoloji ürünü artık Çin’de üretiliyor. Bunun altında yatan birçok sebep var. “Made in China” etiketine sahip ürünler hakkında geniş bir dosya kaleme aldık. Çin’de neler olduğuna dair bu yazımızda taklit ürünlerin orijinalleriyle karşılaştırmasını da bulacaksınız. Hatta öyle ürünler var ki orijinalinden daha fazla özelliğe sahipler ve görünce çok şaşıracaksınız.

Bildiğiniz gibi bu ay CeBIT ayı. Bilişim sektörünün hareketleneceği, firmaların yeni ürünlerini daha hızlı bir şekilde pazara sunacağı bir ay. Eğer vaktiniz olursa, İstanbul’a da gelebilirseniz 7-12 Ekim tarihleri arasındaki CeBIT fuarını mutlaka ziyaret etmelisiniz. İstanbul’daysanız zaten bu fuarı kaçırmamalısınız. Fuara geleceklere şimdiden küçük bir tüyo vereyim: Fuarda PC World’ün standını mutlaka ziyaret edin çünkü yeni ve fuara özel kampanyalarımızı görmeniz yararınıza olacaktır.

Not: PC World dergisi Ekim 2008 sayısı Editörden yazısıdır.

Bir sus Fatoş!

PC World Eylül 2008Geçtiğimiz ay tatil ayıydı. Ben de birçok insan gibi tatilimi yazın sonuna bırakanlardanım. İşlerden güclerden bu zamana kalmak zorundaydı tatil meselesi… Eşim ile birlikte bir tatil düşünüyorduk ama bir de yanımıza Fatoş geldi. Size biraz Fatoş’tan bahsedeyim: Öncelikle Fatoş çok konuşuyor. Yolda kaptırıp gidiyorken, fonda çalan Shantel’i susturup araya girerek kendini sürekli bize hatırlatıyor. Önceleri bu konuşmalardan ne demek istediğini anlamadık ama sonrasında yavaş yavaş cözdük meseleyi. Ayrıca çalan cep telefonlarına da hep o cevap vermek istiyor. Mola yerlerinde arabadan indiğimizde, bizi arabada beklemek yerine yanımızda gelmek istemesi de ayrı bir olay. İlk başlarda Fatoş’un bu durumuna pek anlam veremedik. Ancak ilerledikçe ne demek istediğini daha iyi anladık.

Tatilde yollarda kaybolmayalım diye teste gelen GPS cihazlarından birisini yanıma almıştım. Bu tür cihazları en güzel test edeceğiniz yer şehrin dışındaki yollardır. GPS cihazından bize seslenen, yolları tarif eden hanım kıza eşimle birlikte Fatoş ismini verdik. Tatil boyunca bizim çocuğumuz gibiydi. Arabadan “yürütülmesin” diye her mola yerinde mutlaka yanımıza alıyorduk. Ayrıca cihazın Bluetooth özelliği sayesinde yolda giderken cep telefonunu kullanma imkanı da veriyor. Böylece trafikteyken dikkatiniz de dağılmamış oluyor ve iki elinizde direksiyon üzerinden kımıldamıyor.

Şehir içerisinde sora sora da olsa, gideceğiniz yeri bulmanız çok zor değil. Ancak bu tür uzun mesafelerdeki yolculuklarda yol tarifi alabileceğiniz kişileri bile bulmak neredeyse imkansız. Onun için yol iz bilmeyenlerin bu tür bir GPS cihazı kullanması, gidilecek yere daha çabuk ve kaybolmadan ulaşması için oldukça önemli bir konu…

Bu ay dergimizde GPS cihazlarını test ettik. Kullanım kolaylığından, yeteneklerine kadar birçok kategoride çeşitli karşılaştırmalar yaptık. Eğer trafik beni boğuyor, ara sokaklardan, arkalardan dolaşır, “iki puan alırım” diyorsanız testimize göz atmadan kesinlikle bu tür bir cihaz almamanızı öneririm.

Bir yıl daha geride kalmak üzere… Birçok firma önümüzdeki yıl çıkaracağı yeni ürünlerini şimdiden hazırlamaya başladı. Biz de önümüzdeki yıl çıkması, duyurulması beklenen teknolojileri, ürünleri bir araya getirdik. Windows 7’den Microsoft Surface’e, Intel’in ilk grafik işlemcisinden VDSL2’ye kadar merakla beklenen ürün ve teknolojileri mercek altına aldık. önümüzdeki yıl devrim yaratacak ürünler hakkında bilgi sahibi olmak için bu yazımızı kaçırmamalısınız.

Bu ayın ilginç diğer bir konusu da dizüstü bilgisayarınıza ikinci baharı yaşatmanızı sağlayacak olan dizüstü terfisini ele aldığımız kapak konumuz. Eski dizüstü bilgisayarınıza bir şans daha vermeniz için yapmanız gerekenleri bu konumuzda detaylı bir şekilde anlatıyoruz.