Artık 8 kat hızlıyım

TTNET’in 1 Mbps tarifesini kullanıyordum evde. Ancak bu akşam şeytan dürttü ve şu yeni 8 Mbps olan tarifelerine geçme kararı aldım. İnternette ya da bizim forumlarda okuduğum kadarıyla herkesin bir sıkıntısı vardır TTNET ile…

Ancak bir şansımı deneyeyim dedim ve aradım 444 0 375 numaralı telefonunu… Kısa bir bekleme süresi sonrasında (gerçekten kısa bekledim, 2 dakika kadar) telefonu açan müşteri temsilcisi anında tarifeyi değiştirdi. Modeminizi kapatıp açın, 24 saat için yeni tarife aktif olacaktır dedi.

Nasılsa 24 saat dedikleri için pek sallamadım açıkcası. Birkaç günü bulur dedim. İnternette rutin olarak takılmaya devam ettim. Ancak bağlandığım sitelerde tıkladığım linkler anında açılıyordu. Şeytan dürttü acaba hemen aktif mi olmuştu. Önce modeme bağlandım web arayüzünden… Evet gerçekten hızlanmış görünüyordu.

adsl_modem

Acaba aktif olan tarifeyi mi gösteriyor dedim ve Google’da bir iki arama yaparak hız testine tabi tuttum hattımı.. TTNET’in hız testi sonuçları aşağıdaki gibi… (http://speedtest.ttnet.net.tr/)

ttnet_sppedtest

Turk Nokta Net’in hız testi sonuçları ise; (http://adsl.turk.net/speedtest.asp)

tnn_speedtest

Bu da www.speedtest.net sitesinin sonuçları

speedtest

Neler yap(tım/ıyorum)?

Dergi işleri ve diğer işler devam ederken burayı oldukça ihmal ettiğimin farkına vardım. Neler yaptığım ile ilgili olarak birkaç kelam etmek istedim.

  1. Uzun bir aradan sonra Twitter’i kullanmaya başladım. (www.twitter.com/selcuk_senol)
  2. Arkasından daha çok kişiyle tanışıp kaynaşabileğim FriendFeed kullanmaya başladım. Güzel şeyler oluyor orada da… (www.friendfeed.com/ssenol)
  3. Google Reader’da “paylaşılan öğeler” özelliğini kullanmaya başladım ve linklere tıklamaya başladım. Benimle ilgili bir sayfayı kendisi oluşturdu. (Google Reader Paylaşına Öğeler)
  4. Az önce Google’in Profil sayfasında bilgilerimi güncelledim. www.google.com/profiles/postane. Bilgileri yazdıktan sonra benimle ilgili linkleri kendisinin bulmasına ise oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim.
  5. Blog’una bu kadar uzun süre bağlanmazsan 7 eklenti güncellemesi görebilirsin. Tek tek güncelle bakalım şimdi…

Harfleri tuşlarken arama sonuçları listelensin

Google, herkes tarafından en fazla kullanılan arama motoru. Başka ülkelerde daha popüler siteler var ama Türkiye’de bizim en çok başvurduğumuz site Google emmi. Arama yapmak ya da bir siteye gitmek için Google’ın arama kutusu en büyük yardımcı. aradığınız kelimeyi ya da kelimeleri yazar, enter’a basarsınız. Olay bu kadar basit.

site_keyboardr

Ancak www.keyboardr.com sitesi bu işi biraz daha basitleştiriyor. Google arama sonuçlarını kullanan site, arama kutusuna siz harfleri tuşlamaya başladığınız anda listelemeye başlıyor. Google sonuçları, Google görsel arama servisi sonuçları ve Wikipedi sonıçları anında listeleniyor.

Sitenin güzelliği bu kadar da değil. Hiç elinizi fareye götürmeden ok tuşlarını kullanarak bulunan sonuçlar arasında gezerek gitmek istediğinizde durup enter’a basmanız yeterli… Sitenin tek kötü yanı Google.com’da arama yapması…

Kullanınız, kullandırınız…

Artık yedeğin de yedeği zamanı

PC World Mart 2009Dergiyi baskıya gönderme aşamalarında bomba bir olay gündeme oturdu. Gmail sunucularındaki bir arızadan dolayı Gmail’e 2-3 saat erişilemedi. Ben de bir Gmail kullanıcısı olduğum için bir “amanın” dedim.

Yaklaşık bir yıl önce dizüstü bilgisayarımın arabanın bagajından çalınmasından sonra bu tür konulara ve kişisel bilgileri çok daha sıkı koruma konusuna özellikle dikkat ediyorum. Yedek konusunda bir sıkıntım yoktu ama hırsızlık olayı sonrasında bilgisayarımdaki çeşitli bilgiler (bunların çoğu işle ilgili bilgilerdi) belki de bir başkasının elindeydi.

Gmail hesabımın yanında spam korumasından dolayı üç tane de farklı POP3 hesabım burada tanımlı ve tüm iletişim trafiğimin çıkış noktası burası. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş” misali Gmail çalışmamaya başlayınca gitti e-postalar diye aklımdan geçmedi değil.

Korkulan olmadı ve birkaç saat sonra gelen açıklama herşeyin yoluna girdiğini söylüyordu. Ancak son sekiz ay içerisinde Gmail altıncı “downtime”ı yaşayarak internetteki birçok otorite tarafından “Gfail” olarak tanımlanmıştı bile..

Bu tür konular oldukça önem arzediyor. Güvenerek inanarak emanet ettiğiniz verilerinize herhangi birşey olması insanı hem maddi hem de manevi olarak üzebiliyor. Güvenmeden, emanet etmeden önce bir kez hada düşünmekte fayda var.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere…

PC World dergisi Mart 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Küçük alışkanlıklar

PC World Subat 2009Herkesin bir alışkanlığı vardır. Özellikle de bilgisayar kullanırken. Birçok insan tanıyorum açılış sayfası Google ve bir siteye bağlanmak istediğinde sitenin ismini Google’da aratıyor ve en üstteki sonuca tıklıyor. “Kendimi Şanslı Hissediyorum” butonuna basmaya gerek bile görmüyor çünkü öyle bir butonun bulunan ilk sonuca kendisini doğrudan götüreceğini bilmiyor hatta ve hatta o butonun varlığından haberi bile yok…

Bilgisayar formatlandıktan sonra yüklenen ilk programlardan birisi de Nero’dur. CD/DVD yazma işiyle ilgili Nero’dan başka bir program yokmuş gibi herkes Nero’yu tercih ediyor. CD yazarken, sonrasında kapak hazırlarken ya da filmlerini yazmadan önce birleştirme işlemi için en çok Nero tercih ediliyor. Biz de kapak konumuzu buna ayırdık. Nero’da bu işin yapılabildiğini ancak Nero dışında da alternatiflerin olduğunu anlattık. Beğeneğinizi umuyorum.

Ayın bir başka konusunu ise Sinan hazırladı. Hayranları tarafından ya da firma tarafından abartılan ürünleri mercek altına aldı. Bu konuda da bir “Top List” hazırladı ve fiyat bakımından en çok abartılan ürünleri sıraladı.

Bu ayın bir önemli özelliği de ayın 14. gününün Sevgililer Günü olması. Sevgilinize “teknoloji” konulu bir hediye almak isterseniz alternatiflerimizi değerlendirmenizi öneririm.

Önümüzdeki günlerde bir dijital fotoğraf makinesi alacaklar geniş açılı modellere de bakmanızı öneririm. Ayrıca MP3 çalar alacaklar da satın alma tablomuza bakmadan karar vermemelisiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere…

PC World dergisi Şubat 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Google Chrome artık beta değil

google chrome logoGoogle’ın kendi web tarayıcısı Google Chrome artık beta sürüm değil. Google’ın resmi blogundaki habere göre birçok hataların düzeltildiği tarayıcıyı güncellemenizi öneriyorum.

Tabii bu arada biz Mac kullanıcılarının da bu yeni tarayıcıya kavuşacağı anı iple çekiyoruz. Ancak o zamana kadar bekleyemeyenler için Stainless uygulaması ile idare edebilirler.

Siteler farklı, içerikleri aynı

PC World Şubat 2008İnternette aradığınızı nasıl buluyorsunuz? Google’da arayarak -ya da daha güncel bir ifade ile “Googlelayarak”… Açarsınız web tarayıcıyı, bağlanırsınız Google’a, aramak istediğiniz konu ile ilgili birkaç kelime yazar ve sonrasında enter’a basarsınız. Bu işi kim bilir günde kaç kez yapıyoruz.

Arama sonrası bulunan sonuçlar Google’da listelenir. Ancak karışıklık işte burada başlıyor. Eğer aradığınız şey çok “spesifik” birşeyse doğru sonuca ulaşmak birkaç tıklamadan öteye gitmez. Ama daha genel konularda birşeyler arıyorsanız bulunacak olan sayfa sayısı da haliyle fazla olacaktır. Bu durumu şöyle açıklayayım: geçen akşam aklıma bir hastalık ile ilgili birşey takıldı ve fikir sahibi olmak için başladım Google’da aramaya…

Bulunan binlerce sayfa içerisinden, belki de yüz farklı web sitesini gezdim ve gerçekten çok şaşırdım. Gezdiğim sayfaların tamamına yakınında hep aynı bilgiler yer alıyordu. Yapılan yazım yanlışı ya da biçimlendirme stilleri bile çoğunda aynen yer alıyordu. Aynı yazı, farklı sitelerde, farklı forum sayfalarında, farklı imzalarla yer alıyordu. Hem de farklı doktor imzalarıyla birlikte… Hemen hemen her yazının altında da; Dr. Bilmemkim, falan filan uzmanı Dr. Kopipest gibi isimler şaşkınlığımı daha da artırdı.

Bir de işin “doğru bilgi” payı var tabii… Yani her web sitesinde yer alan bilgilere ne kadar güvenmeli? Hele ki sağlıkla ilgili konularda… Açıkçası internet üzerinde tanımadığım ya da bilmediğim web sitelerinde yazan yazılara, yorumla pek güvenemiyorum.

Mesela, bir sinema filmi hakkında bilgi almak istiyorsunuz. Tanıtım bilgisi altında da yorumlar var. Mutlaka başınıza gelmiştir; 30 yorumun 29’u filmi güzel bulurken bir kişinin beğenmemesi otomatikman mide bulandırıyor. İnatla filmi izlemeye koyuluyorsunuz; bir bakıyorsunuz ki o 29 kişinin içerisine siz de dahil olmuşsunuz. Beğenmeyen “bir” kişi ise ya oyuncuyu sevmediğinden ya da yönetmeni hor gördüğünden o şekilde demiş olabileceği akıllara geliyor.

Onun için doğru sitelerden “bilgi” almayı, içeriğinin doğru olduğuna inandığım, hatasız “bilgi” verdiğini düşündüğüm web sitelerini gezmeyi daha çok tercih ediyorum. Uzunca bir süredir bende en fazla güven oluşturan site; Wikipedia (www.wikipedia.org, www.vikipedi.org). Birçok kullanıcı tarafından içeriği doldurulabildiği gibi, yine birçok kullanıcı tarafından olası bir değişiklik anında düzeltilmesi bana göre artıları içerisinde yer alıyor.

Gelecekte Google araması nasıl olacak?

İnternetin en fazla kullanılan arama motoru Google, bu tahtını gelecekte de elinde tutacak gibi görünüyor. Ancak çok da uzak olmayan bir gelecekte acaba aramalarımızı nasıl yapacağız?

Alternatifleri de unutmayın

Geçen ayın en bomba olayı; bir vatan millet sorunu gibi haberlere konu olan, birçok internet sitesinde yer alan forumların trafiğine ekstradan trafik katan video paylaşım sitesi YouTube’a ülkemizden erişimin yasaklanmasıydı. Hangi sebepten dolayı erişimin engellendiği herkes tarafından biliniyor. Bir yabancının Atatürk’e yaptığı bu çirkin davranışları biz de kınıyoruz. Ancak söylemek istediğim şey bu değil. YouTube’a erişim engellenince sanki yer yerinden oynadı. Birçok gazetenin internet sitesi olayı uzunca bir süre manşetlerinde tuttular. İşin komik tarafı; kapatılma olayı sonrasında yaşananlar… Bu video paylaşım sitesindeki videoları kendi sitesinde yayınlayarak prim yapan birçok site videolara erişimin mümkün olmadığını büyük bir pişkinlikle site ziyaretçilerine duyurdular. Kendileri, bu videoları yayınladıkları sayfalara türlü türü reklam almasını biliyorlar.

Ayrıca videoyu izleme sırasında sayfadaki reklamların görünme sayılarını artırmak için sayfayı otomatik olarak yenilemeyi akıl ediyorlar, ancak videoları kendi sunucularından çalıştırmayı bir türlü yapamıyorlar. Neden? Çünkü bu türlü bir video paylaşım sistemi kurmak oldukça pahalı da ondan. Ya da onlar o şekilde biliyorlar. Az biraz Flash bilen birisi çok değil 2-3 saat Google’dan “tutorial” araması yaparak kendine ait bir video paylaşım sitesini pekala kurabilir. Sonrasında sitenin trafiğine göre barındırma hizmeti aldığın yeri ona göre değiştirirsin. Bu iş bu kadar basit. Başkasının videolarını ya da içeriğini alıp kendi içeriğine katkı sağlamak için kullanmak oldukça ilginç bir durum. Orijinal site bir şekilde kapanınca vay anam vay feryatları…

YouTube’a erişimin engellenmesi birçok insanda da sıkıntı yarattı. Ofislerinde boş vakitlerinde (!) buradaki videoları izleyerek vakit geçiren yurdum insanı boş vakitlerinde de yapacak başka bir şey bulamadı bir türlü. Halbuki alternatifi o kadar çok ki… Dünya üzerinde video paylaşımı yapan siteleri sıralamaya kalksam bu tek sayfa dolar arka sayfalara kadar liste uzar gider. YouTube bu kadar popüler değilken biz değil miydik MetaCafe’den video izleyen. Neden kimse buralara yönelmedi. Çünkü unuttu. Aslında aynı videolar ya da birçoğu bu sitelerde de yer alıyor. Hatta Türkçe sitelerde de durum böyle. Video paylaşım sitelerinden kendi bilgisayarına kaydettiği herhangi birisinin yolladığı videoyu kendi ürünüymüş gibi başka sitelere yükleyerek prim yapanlar o kadar çok ki… Sonuç; “copy, paste” ile bilgi kirliliği gibi video kirliliği ortada kol geziyor.

YouTube yerine alternatiflere yönelmemeyi arama motoru olarak sürekli Google’ı kullanmaya benzetebiliriz. Bu türlü alışkanlık aslında “bilgiye ulaşma” anlamında yanlış bir yol. Eğer bir konu hakkında ciddi bir araştırma yapıyorsanız diğer alternatifleri de mutlaka değerlendirmeli, denemelisiniz. Uluslararası sitelerde yöneticilik yapan arkadaşlarımdan edindiğim bilgiye göre sitelerinin istatistiklerinde; arama motorundan gelen sonuçlarında; evet, Google birinciydi, ancak diğer arama motorlarının (Yahoo, Lycos gibi…) sonuçları hiç de yabana atılacak gibi değil. Arama motoru tutarlılığı için alternatiflere de mutlaka göz atmak gerekiyor.

Arama motoru, video paylaşımı değil, eş zamanlı sohbet programları web tarayıcı, ofis uygulamaları, resim gösterici gibi uygulamalarda da alışkanlıkları bozup alternatiflere bir göz atmak faydalıdır.

Bu ay sizlere hemen hemen herkesin en büyük sorunu haline gelen spam konusuyla nasıl baş etmeniz gerektiğinin çözüm yollarını anlatıyoruz.  Daron, spam’cilerin kabusları olan engelleme yollarını ve spam’cilerin nasıl çalıştığını çok fazla teknik detaya girmeden kaleme aldı. Anlatılan yöntemleri uygulayarak siz de bu sorundan tam olarak kurtulamasanız da bir spam postayı engelleyerek temiz bir inbox’a giden yolda etkili bir adım atmış olursunuz.

Levent bu ay çok gezdi. Ofis işlerinden çok dış görev diye tanımladığımız bir konu için bilgisayar mağazalarını bir ajan gibi editör kimliğini saklayarak gezdi. Normal bir vatandaş gibi önceden belirlenen soruları ve konuları bu mağazalarda çalışan personele yöneltti ve bir ortalama saptadı. “Bilgisayar Mağazalarının Yarışı”nı ilerleyen sayfalarda keyifle okuyacaksınız.

Pamir ise ayın en karizmatik ismiydi. Göbeği üzerinde durabilen notebook’ları test etmek bu ayki asil göreviydi. 12 inç ekrana sahip bir dizüstü sizin de hayalinizse bu testimiz ilginizi çekecektir.

İnternet üzerinde birçok sitenin alternatifi varken elinizde tuttuğunuz bu derginin inanın bir başka alternatifi yok. İnternet siteleri için bu alternatifleri iyi değerlendireceğinizi umuyoruz.

Güvenliği elden bırakmayın!

E-posta günümüzün iletişim standartları arasında üst sıralarda yer alıyor. Çoğu bilgisayar kullanıcısı en az bir e-posta hesabına sahipken, bazılarımız abartıp birden fazla hesabı idare etmek için çeşit çeşit istemci kullanabiliyor. Fakat yararları saymakla bitmeyen e-posta’nın zararları da oldukça fazla.

Bir kere yaşantınızın büyük bir bölümünü e-posta iletişimine ayırıyorsanız oldukça dikkatli olmalısınız. Çünkü e-posta hesabınıza gelen herhangi bir mesaj “zararlı bir içeriğe” sahip olabilir. Buradaki zararlı içerikten kastım virüs ya da trojan benzeri bir programcık değil. Gelen e-postanın içeriğinden bahsediyorum. Her ne kadar işe yarar içerikler ulaşıyor olsa da bir o kadar işe yaramayan e-postalar da mutlaka alıyorsunuzdur. Özellikle son zamanların popüler e-posta sahtekarlık yöntemlerinden birisi olan phishing’lere dikkat etmeniz gerekiyor. Özellikle dalgın bir anınızda bankanızdan gelmiş gibi görünen, oldukça güven verici bir dil ve içerik kullanılarak hazırlanmış bu e-postalara birçok kullanıcının kurban gittiğini zaman zaman dergi ve gazetelerde mutlaka okuyorsunuzdur.

Okumaya devam et Güvenliği elden bırakmayın!