“Şu anda ne yapıyorsun?”

PC World Mayis 2009Hatırlarsınız, bir dönem MSN furyası yaşanmıştı. Kartvizitlere kadar giren bu servis halen oldukça popüler… Ancak bundan sıkılan ya da değişiklik isteyen insanlar -bunda medyanın da etkisi var- Facebook’a yöneldi. Başta, arkadaşlarımı buluyorum, onlarla eski günleri yad ediyorum diyenler birer birer hesaplarına girmemeye, bu servisi kullanmamaya başladı. Facebook’un şu anda video ve resim paylaşım ortamına dönüşmesi de çabası…

Sürekli yenilik arayan insanoğlunun yeni hedefi ise Twitter. Biz de bu ayki kapağımızı bu konuya ayırdık ve tam anlamıyla bir Twitter rehberini sizlere hazırladık. Twitter, Facebook’taki ya da MSN’deki durum bildiren mesajlara benzetilebilir. Ancak bunun bir sınırı var. 140 karaktere kadar yazmak istediğiniz, paylaşmak istediğiniz, o anki ruh halinizle ilgili yani aklınıza ne geliyorsa “şu anda ne yapıyorsun?” sorusuna cevap veriyor ve sizi takip eden insanlarla bu mesajınızı paylaşıyorsunuz. İnsanlar sizi takip ettiği gibi siz de çeşitli insanları takip edebilirsiniz. Kimler yok ki Twitter dünyasında… Barack Obama, Shaquille O’Neil, Sertab Erener… Gün geçtikte ünlülerin sayısında da artış olduğunu yeri gelmişken belirtelim.

Fenomen olmaya aday bu servis, mesajlaşlamadan, haberleşmeden duramayan, birbirlerinin o anda neler yaptığını merak eden insanların kullanmasında fayda gördüğüm bir site. Bu internet servisi ile ilgili merak edilen herşeyi ilerleyen sayfalardaki kapak konumuz içerisinde bulabilirsiniz. Kim bilir belki de artık kartvizitlere MSN adresi ve Skype adresi yanına Twitter hesabının adresi de yazılır.

PC World dergisi Mayıs 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Netbook mu notebook mu almalı?

Son zamanlarda bu soruyla o kadar çok muhatap oluyorum ki? Etrafımdaki birçok kişi bana netbook diye birşey çıkmış onu mu almalı yoksa notebook mu? Biraz kurcalayınca ise ikisinin arasındaki farkı görünce nedense netbook’a soğuk bakıyorlar. Halbuki… Neyse buraya birazdan geleceğim. Öncelikle notebook’lar hakkında bir iki şey söylemek istyorum:

Zamane notebook’ları

İlk notebook’umu 2002 yılında aldım ve halen sorunsuz olarak çalışıyor. Kız kardeşimin odasında, çektiği resimlere bakması için, Facebook mesajlaşması için, MSN kullanmak için ona harika bir arkadaş. Yapamadığı şey yok desem yeridir.

Okumaya devam et Netbook mu notebook mu almalı?

Günlük değil anlık mesajlaşma

Blog, aklınıza gelenleri arada sırada da olsa yazdığınız bir olay. Ancak olayı daha da ileri götürmüşler ve anlık haberleşmeye çevirmişler. Çünkü blog’unuzda ya da Facebook’ta anlık olarak ne yaptığınızı her zaman yazamayabilirsiniz. Bunun için Twitter sitesi devreye giriyor. Çok kısa bir sürede bir hesap alıyorsunuz ve burası sizin ana sayfanız oluyor.

Sonrasında 140 karakter olacak şekilde o anda ne yaptığınızı yazıyorsunuz. Sizin sayfanızda hemen yayınlanıyor. Facebook’ta olduğu gibi e-posta adresinden hizmeti kullanan arkadaşlarınızı bulabiliyor ve onların ne yaptığını da takip edebiliyorsunuz.

Hizmete üye olduktan sonra cep telefonunuzdan ya da blog sitenizden durum güncellemelerini ya da ne yaptığınızı kolayca yazabiliyorsunuz. Denemesi bedava, güzel hizmet…

http://twitter.com/ssenol adresindeyim, beklerim…

Sıkışan posta trafiği

PC World Ağustos 2008E-posta bizim için vazgeçilmez bir iletişim aracı. 6. duyu organımız gibi oldu desem yalan olmaz. Öğlen yemeğe çıkmak için bile “haydi yemeğeeee….” başlıklı postalar atan kişiler tanıdım ben bu iş hayatımda…

Günde yüzlerle ifade edilen adetlerde e-posta alır durumdayız. E-posta öyle bir hal alıyor ki bizim için; bunları almak değil gelen postalara cevap vermek, saklanacakları klasörlemek, randevuları takvime işlemek her sabah mutlaka yapılması gereken işlerimiz arasında yer alıyor.

Bu “posta” trafiği arasında bir de eşden dosttan gelen “kopacaksın”, “süpper”, “+18 DİKKAT” gibi antin kuntin postalarla boğuşmak sinir katsayımıza rating katıyor. Bu postaların içerisinde öyle ilginçleri yer alıyor ki hayretler içerisinde kalıyoruz. Gökhan bu ay bu tür e-postalara yer verdi kapak konumuzda… İlerleyen sayfalardaki bu yazıyı okuyunca siz de bu postaları bir yerlerden hatırlayacaksınız. Çünkü bu postaların aynısı ya da bir benzeri mutlaka size de gelmiştir. Bu konuda Gökhan’ın isyanı ise bunları gönderenler öyle işi gücü olmayan, boş boş internette takılan kişiler değil; gayet iş sahibi, iyi bir şirkette iyi bir pozisyonda çalışan kişilerden almak. Bu durum insanın şaşkınlığını bir türlü üzerinden atamamasına sebep oluyor. E-posta bu kadar insani bir ihtiyaç durumumuza gelmişken bir de bu tür “işkenceler” insanı güldürmek yerine oldukça fazla bir şekilde kızdırıyor.

Bu türlü gün içerisinde gelişen ve zamanınızı oyalayan e-posta güreşi sonrasında eve gidip dinlenme istediği akşam saatlerine doğru tüm ofis ahalisinin gözlerinden belli oluyor. Derginin ilerleyen sayfalarında yer verdiğimiz ücretsiz MMORPG’ler arkadaşların birçoğunun akşam ve gece eğlencesi. Aylık ödeme yapmak zorunda kalmadan oynayabileceğiniz 10 adet ücretsiz MMORPG’den birisi mutlaka sizin de ilginizi çekecektir.

Bu ay mutlaka göz atmanızı önereceğim ve bu sayının arşivlerinizde uzun süre kalmasını sağlayacak olan bir diğer konu ise 48 ipucu. Aynı yazılımları kullanarak daha fazla performans sağlamanızı sağlayacak olan yazılımları bir araya getirdik. Ayrıca bu yazılımları ayrı bir tablo halinde sıraladık. Lazım olmaz demeyin, bir gün gerekebilir.

Son önerim ise DVD’mizden… Pardus 2008’i de bulacaksınız bu ay ki DVD’mizde… Pardus ile ilgili bir yazı dergide yer alıyor ama zamanınız olursa Pardus 2008’i sisteminize yükleyerek bir denemenizi şiddetle öneriyorum. Eğer daha önce Linux kullandıysanız farkı hemen anlayacaksınız. Eğer daha önce hiç Linux kullanmadıysanız korkmayın, alışmak sanıldığının aksine hiç de zor değil. Türkçe olduğu için sorunsuzca pek yardıma ihtiyacınız olmadan kullanabilceksiniz.

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere…

Not: Ağustos 2008 Editörden yazısıdır.

Bu kadar korkmayın bilgisayardan

PC World Nisan 2008Yıllardır laf anlatamadım birçok kişiye… Bizler öncelikle öğrendiğimiz şeyleri yakın çevremizle paylaşırız. Önce onlara anlatır, önce onlara aktarırız bildiklerimizi. Ondan sonra dergiye yazarız. Bu da aylık dergiciliğin dezavantajlarından birisidir.

Ancak yıllardır yakın çevrem de dahil olmak üzere anlatamadığım birşey var: İhtiyaç fazlası programların bilgisayarda tutulması, inatla ve inatla Windows’tan bir şey silmeden sürekli aynı işi yapan şeyleri yükleme hevesi…

Yıllardır tanıdığım birkaç arkadaşım kendi şirketlerinde ihracat işi ile uğraşıyorlar. Telefon faturaları ise sürekli kabarık geliyordu. Ta ki ben bunları Skype ile tanıştırana kadar. Şu anda söylesem Skype ile ilgili 10 sayfa dosya konusu yazarlar. Öyle bir kullanır oldular ki neredeyse ofisteki telefonları iptal edecekler.

Bu arkadaşların iletişim yöntemi Skype dışında e-posta ve MSN mesajlaşma sistemi. Arada boşluk bulurlarsa İddaa’dan kupon yaparlar, oyun sitelerinde oyun oynarlar, Facebook’tan ona buna “Osmanlı Pokesi” gönderirler. Böyle iş olur mu demeyin, oluyor.

Ancak bu arkadaşlar sürekli olarak teknolojiyi de takip ediyorlar. (Dergimize aboneler de oradan biliyorum 🙂 ) Yeni gördükleri herşeyi de hemen isterler ve satın alırlar. Vista çıkınca tutturdular ofisteki bilgisayarlara Vista yükleyelim, arabirimi çok güzel, modern bir firmayız falan demeye.

Yükledik Vista’yı ancak bilgisayarları 2-3 yıllık olduğu için performans alamadılar tabii… “XP uçuyordu bu Vista neden böyle?” deyip bocaladılar. Madem bir geçiş olacaktı tam olması için kızkardeşime verdiğim P4 laptop’a yaptığımı yaptım. O da bilgisayarın yavaş çalışmasından şikayetçiydi ve bu ayki DVD’miz içerisinde de bulacağınız Linpus Lite’ı yükleyiverdim. Sekmelere ayrılmış bir işletim sistemi ve ne yapmak istiyorsanız seçip yapabiliyorsunuz. Bilgisayar başındaki vaktinin çoğunu internette geçirenler için oldukça yararlı bir işletim sistemi. Üstelik ücretsiz. Bizim arkadaşlara da yükledik sesleri sedaları çıkmaz oldu.

Herkes kullanıyor diye siz de Windows kullanmak zorunda değilsiniz. Windows’ta çalışan birçok programın ücretsizi var. Bilgisayarın sizi kontrol etmesine izin vermeyin, o size uysun. Sadece Linpus değil, Pardus kullanın, Open Office kullanın, Thunderbird kullanın. Korkmayın artık şu bilgisayardan.

Popülariteyi siz de yakalayın

PC World Kasım 2007Şu anda internet dünyasının en popüler olay Facebook’a üye olmak. Özellikle Türk insanı için Facebook’ta yer almak, geniş bir arkadaş listesine sahip olmak oldukça karizmatik bir durum. Sağolsun bizim medyamız bir yıldan fazla süredir faaliyette olan bir oluşumu yeni keşfetti haber yaptı da bizim ahali olayın farkına vardı ve kendisini doğrudan buraya attı.

Kendisinden o kadar çok bahsedildi ki bir şekilde internetle ilgilenen hemen hemen herkes burada yer alıyor. Benim varmak istediğim nokta şu: Herkes orada ama ne yapıyor? Evet ben de üyeyim Facebook’a… Hatta “PC World Türkiye” isimli bir grup kurmuş bizim çocuklar orada buluşabiliriz de… Varlığını çok önceden bilmeme ve bu tür sitelere üye olma gibi bir huyum olmamasına rağmen ben de Facebook’taki yerimi aldım. Çalışma yapısı, kişileri eşleştirme ve buluşturma özelliğini; “aferin çocuklara” diyecek kadar başarılı yapmışlar. Arkadaş listem çok kalabalık değil. Ancak bu listemdeki birçok kişi sadece varolmak için burada yer almışlar ki bu apaçık ortada… Sadece benim arkadaş listem değil, ondan ona, bundan buna zıplayarak kişilerin profillerini gezdiğinizde göreceksiniz ki etliye sütlüye karışmadan “herkes orada, ben de olayım” diyerek sırf üye olmak için katılan birçok insan göreceksiniz.

Bir yıldır varolmasına rağmen son bir, bir buçuk ayda Türk kullanıcılarının sayısının artmasında medyanın önemli bir rolünün olduğunu söylemiştim. “Şimdi bu olay revaçta bunun üzerine gidelim” durumu geçerli… Ama bundan 3-5 ay sonra ya da 1-2 sene sonra Facebook bu kadar gündemde olur mu bunu hep beraber göreceğiz.

Geriye dönüp baktığımızda IRC üzerinden sohbetler yaptığımızı sonrasında ICQ çıkınca kartvizitlere ICQ uin’lerin yazıldığını birçok internet kullanıcısı hatırlayacaktır. Şu anda kaç kişi ICQ kullanıyor? “Hiç kimse” denebilecek bir durum söz konusu. ICQ’nun eksiklerinden dolayı artık popüler olmadığını söyleyebiliriz. MSN Messenger, ICQ’nun bu eksiklerini giderdiği için birden silinme yoluna gitti. Şimdilerde Facebook’un güzellikleri MSN’in eksiklerinden ağır bastığı için MSN yerine insanlar burada yer alıyor gibi bir durum birçok forumda tartışılan konular arasında yer alıyor.

Yarın ne olur bilinmez. Belki de insanlar Facebook’tan da sıkılır gider kendine başka bir yer bulur ve orada kaynaşırsa hiç şaşırmam.

Popüler kültürün en büyük özelliği çabuk tüketilmesidir. Popülaritesi fazla olan bir şey anında ilgi görür, herkes tarafından beğeni toplar ancak bir gün sanki hiç yokmuşçasına siliniverir. Facebook’ta bir gün silinecek, o zaman kadar tadını çıkarın derim…

Yeni pazarlar

İnternet hayatımızı gireli ne kadar oldu hiç düşündünüz mü? Sonuçta Bir elektrik bulunması kadar değil. İnterneti ilk kullanmaya başladığınızda bir çocuğunuz olsaydı şu anda daha ilköğretim okulunu bitirememişti bile… Çok taze bir mecra olmasına karşı kişilere ya da kurumlara kazandırdığı paralar hiçte yabana atılacak cinsten değil.

Para her zaman tatlıdır ancak internette her zaman iyi bir fikir para etmiyor. İnternette birbirinin kopyası gibi duran birçok web sitesi yer alıyor ve maalesef ki bunların çoğu beş para etmiyor. Geçen ay içerisinde YouTube’un Google’a satılması haberlerini birçok yerde görmüşsünüzdür. Birkaç sayfa önce ise bu haberin detaylarını okumuşsunuzdur. Dört kişinin kısıtlı bir bütçe ile kurdukları ve işlettikleri site, bir buçuk sene sonra kat kat fazlasına satılıyor. Bu olaydan önce facebook.com isimli arkadaşlık sitesinin Yahoo tarafından satın alınması gündeme vurdu. Ortalarda gezen rakam ise 2 milyar dolar civarında… Bu sitenin sahibi ise 22 yaşında bir genç. Evet 22 yaşında ve neredeyse dolar milyarderi olmaya aday.

Okumaya devam et Yeni pazarlar