İnternette anonim kalın

PC World Haziran 2009İnternet üzerinde herkesin ne yaptığı, çeşitli yollarla izlenir, takip edilir. Daha çok web siteleri, portallar bu olayı kullanırlar ancak çeşitli devlet kurumları da (mesela güvenlik güçleri) çeşitli sebeplerden dolayı bu izleri takip edebilirler. İnternete bağlanan bir bilgisayar mutlaka arkasında iz bırakır. Bu izler çeşitli sebeplerden dolayı başınıza dert açabilir. Bu dert olayını hemen kötüye yormamak gerek. Bir web sitesinde yaptığınız site içi arama sonucu ilgili konularla ilgili olarak sitenin içeriği yeniden şekillenebilir. “Ne güzel hizmet, aradığım herşey karşımda” demeyin. Herkes bu olayı bu şekilde iyi olarak kullanmayabilir.

Arama motorları gibi büyük online reklam şirketleri de izlerinizin peşinden gelirler. İlgi alanlarınıza göre, arama yaptığınız şeylerle ilgili olarak sizin dikkatinizi çekebilecek herşeyi önünüze sermek için oldukça ciddi boyutlarda Ar-Ge çalışmaları yaparlar ve sürekli yenilikler üretirler. Ziyaret ettiğiniz sitelerde de sizi yalnız bırakmaz, ilgili alanlarınızı öğrenerek sizi sizden daha iyi tanıma yoluna geçerler.

Web tabanlı bir site üzerinde yolladığınız e-postanın başkaları tarafından okunmayacağını kim garanti edebilir ki? Meraklı gözler her yerde mevcut. Ancak e-postalarınızı dijital olarak imzalayıp yollarsanız e-postanızı ancak alan kişinin okuduğundan emin olabilirsiniz.

Hangi bilgileri internette açığa vurmak istediğinize siz karar verebilir, birkaç adımda meraklı bakışlarından kaçabilirsiniz. Bu ayki kapak konumuzda aktardığımız on ipucunu kullanarak internette nasıl anonim kalacağınızı kolayca öğrenebilirsiniz.

PC World dergisi Haziran 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

Neler yap(tım/ıyorum)?

Dergi işleri ve diğer işler devam ederken burayı oldukça ihmal ettiğimin farkına vardım. Neler yaptığım ile ilgili olarak birkaç kelam etmek istedim.

  1. Uzun bir aradan sonra Twitter’i kullanmaya başladım. (www.twitter.com/selcuk_senol)
  2. Arkasından daha çok kişiyle tanışıp kaynaşabileğim FriendFeed kullanmaya başladım. Güzel şeyler oluyor orada da… (www.friendfeed.com/ssenol)
  3. Google Reader’da “paylaşılan öğeler” özelliğini kullanmaya başladım ve linklere tıklamaya başladım. Benimle ilgili bir sayfayı kendisi oluşturdu. (Google Reader Paylaşına Öğeler)
  4. Az önce Google’in Profil sayfasında bilgilerimi güncelledim. www.google.com/profiles/postane. Bilgileri yazdıktan sonra benimle ilgili linkleri kendisinin bulmasına ise oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim.
  5. Blog’una bu kadar uzun süre bağlanmazsan 7 eklenti güncellemesi görebilirsin. Tek tek güncelle bakalım şimdi…

Artık yedeğin de yedeği zamanı

PC World Mart 2009Dergiyi baskıya gönderme aşamalarında bomba bir olay gündeme oturdu. Gmail sunucularındaki bir arızadan dolayı Gmail’e 2-3 saat erişilemedi. Ben de bir Gmail kullanıcısı olduğum için bir “amanın” dedim.

Yaklaşık bir yıl önce dizüstü bilgisayarımın arabanın bagajından çalınmasından sonra bu tür konulara ve kişisel bilgileri çok daha sıkı koruma konusuna özellikle dikkat ediyorum. Yedek konusunda bir sıkıntım yoktu ama hırsızlık olayı sonrasında bilgisayarımdaki çeşitli bilgiler (bunların çoğu işle ilgili bilgilerdi) belki de bir başkasının elindeydi.

Gmail hesabımın yanında spam korumasından dolayı üç tane de farklı POP3 hesabım burada tanımlı ve tüm iletişim trafiğimin çıkış noktası burası. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş” misali Gmail çalışmamaya başlayınca gitti e-postalar diye aklımdan geçmedi değil.

Korkulan olmadı ve birkaç saat sonra gelen açıklama herşeyin yoluna girdiğini söylüyordu. Ancak son sekiz ay içerisinde Gmail altıncı “downtime”ı yaşayarak internetteki birçok otorite tarafından “Gfail” olarak tanımlanmıştı bile..

Bu tür konular oldukça önem arzediyor. Güvenerek inanarak emanet ettiğiniz verilerinize herhangi birşey olması insanı hem maddi hem de manevi olarak üzebiliyor. Güvenmeden, emanet etmeden önce bir kez hada düşünmekte fayda var.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere…

PC World dergisi Mart 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

OK neyin kısaltılmasıdır?

Bununla ilgili en popüler teori ‘all correct’in (herşey yolunda) kasıtlı olarak ‘oll korreckt’ biçiminde yanlış yazılması ve buradan yapılan kısaltma olduğu yönündedir. OK, gülünç olması için sözcüklerin yanlış yazılmasının moda olduğu 1840’larda Boston gazetelerinde popüler oldu. Bununla ilgili bir efsane de OK sözcüğünün New York’lu demokratların adayları Martin Van Burten’in takma adı olan Old Kinderhook’un kısaltılmasıyla bu sözcüğü kullandıkları yönündedir.

Kaynak: Aylık popüler bilim dergisi Focus – ntvmsnbc.com

Değişimdeki yerinizi alın

PC World Ocak 2009Yepyeni bir PC World’e hoşgeldiniz. İlerleyen sayfalarda neler olduğunu merak edenler için küçük bir ipucu vereyim: Çok farklı bir PC World sizi bekliyor. Özellikle “meslek sırrı” sayfalarındaki konularımızın oldukça ilgilinizi çekeceğini düşünüyorum. Bölüm ismine bakıp, “ben yapamam”, “bana zor gelir, uğraşamam” diye sakın düşünmeyin. Çünkü bu konuları uygulamak oldukça kolay. İçeriğinde ise kendi kendinize yapabileceğiniz bölümler yer alıyor. Önümüzdeki aylarda daha fazla meslek sırrı içeriği ve sizlerden gelen önerilere göre daha da renkli, hareketli sayfalar hazırlamayı düşünüyoruz. Bu konudaki öneri ve görüşlerinizi merakla bekliyoruz.

Boyut olarak da farklı bir PC World’ü farketmişsinizdir. Daha okunaklı ve taşıması kolay bir PC World, daha kaliteli bir baskıyı ilk sayfalardan itibaren görmüş olmalısınız. Rakiplerimizden her zaman farklı olduğumuzu PC World okuyucuları her zaman hissetmiştir. Örneğin haberler sayfası… Okurlarımız www.pcworld.com.tr’den sürekli olarak güncel haberleri takip edeceğini bilirler. Eskiyen haberleri yeniden dergiye taşımayı artık bıraktık. Bunun yerine özet haberlere yer verdik. Haberlerin tamamı ise her zamanki gibi PC World Online’da… Sıkıcı, uzun konular da artık tarih oldu. Okuması daha keyifli bir dergi ile tanışmaya hazır olun.

Bu ayın konu önerisi iki tane: Yukarıda da belirttiğim gibi “meslek sırrı” konuları olduça dikkatinizi çekecektir. İlerleyen aylarda artacak konu çeşitliliği sayesinde, dergiyi ay içerisinde elinizden bırakamayacağınızı düşünüyorum. Ayrıca Gökhan’ın başından geçen Ubuntu macerası ise sıkı bir Windowsçunun neler yaşadığının açık bir ifadesi, kaçırmamanızı öneririm.

Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir 2009 yılı diliyoruz…

PC World dergisi Ocak 2009 sayısı Editörden yazısıdır.

İsmin seni ele vermesin

PC World Mart 2008Rumuz; televizyonda gördüğümüz “ismini vermek istemeyen izleyici” ifadesinin biraz daha farklı bir halidir. Gerçek isim yerine bu takma ad kullanılır. IRC ile sohbet ettiğimiz dönemlerde herkesin bir nickname’i (rumuzu) vardı ve birbirimizi bu şekilde tanırdık. Gerçek isimler, sohbet koyulaşınca, muhabbet kıvamına gelince söylenirdi. Kişinin gerçek ismini bilirdik ama yine ona nickname’i ile hitap ederdik.

Ancak günümüze geldiğimizde bu nickname’lerin unutulduğunu göze çarpıyor. Zamanın popüler mesajlaşma sistemi MSN’de nickname kullanan kimse hemen hemen yok gibi… MSN listemdeki kişilere bakıyorum herkesin kendi ismi yazıyor. Doğrudan isim hatta hatta “isim soyismini” birlikte  yazanlar çoğunlukta…

Nickname yerine kendi ismini kullanma sadece MSN’de geçerli değil. Kişi bir internet sitesine üye olurken yine kendi ismini daha  fenası “isim soyisim” kullanmayı tercih ediyor. Ancak bu durum ne kadar doğru? Çünkü bu isminiz sizi ele veriyor. Dergimizi takip edenler hatırlayacaklardır. İnternet sitelerine kendi ismini kullanarak üye olmuş birisi hakkında birçok bilgiye küçük bir arama ile erişebileceğini daha önceleri yazmıştık. Örneğin iş görüşmesi öncesinde sizin hakkınızda küçük bir arama yaparak nasıl bir insan olduğunuzu, ilgi alanlarınızın ne olduğu hakkında bilgiler kolayca öğrenilebilir.

Hatır gönül ilişkisinden dolayı sizi sürekli arayarak yeni aldığı bilgisayarı hakkında teknik servis hizmeti alan bir tanıdığınızın bir donanım sitesine de aynı soruları yönelttiğini görmek çok hoş olmayabilir tabii. “Madem oraya soracaktın, ne diye beni meşgul ettin o zaman” diyebilirsiniz.

Ya da bir arkadaşınızın dayısının bir video sitesindeki profil sayfasındaki favori videolarının ağırlıklı olarak “Russian Girls” ile başlaması onun nasıl bir fanteziye sahip olduğunu açıklayacaktır. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak bu kişiler sitelere üye olurken kendi isimleri yerine bir herhangi bir nickname kullanmış olsalardı sanal birer kimse olarak kalmaya devam edecekti. Böylece hiçkimse kendisini ele vermeyecek ve siz de o kişileri forum sitelerinde “dostum caps’ler kurbağa olmuş”, “4. part’ı yeniden yükler misin?” derken görmeyecektiniz.

İşte bu kadar teknoloji meraklısıyız!

PC World Ekim 2007Artık mahalle bakkallarının yerini süpermarket ya da hipermarketler aldı. Tek tük kalan bu bakkallardan alışveriş yapanların sayıları o kadar azaldı ki bakkallar da satacakları malları büyük hipermarketlerden alır oldular.

Teknoloji tarafında da durum bu şekilde… Bir zamanlar sadece elektronik ürünlerin satıldığı bir yer olan Kadıköy Yazıcıoğlu Çarşısı yerini bilgisayar dükkanlarına bıraktı. Ancak son birkaç yıl içerisinde bir de teknoloji marketleri çoğaldı. Aynı hipermarketler gibi semt semt, ilçe ilçe şubelerini peşi sıra açmaya başladılar. İnsanlar da bilgisayar ürünlerini bu teknoloji marketlerinden alı oldular.

Bütün bu teknoloji mağazaları içerisinde rekabet de hat safhada… Geçtiğimiz birkaç ay önce bizim ekipten Levent bu teknoloji marketlerini teste tabii tutmuştu. Gizli bir hafiye gibi teknoloji marketlerinin personelini çeşitli sorularla terletmiş, durum karşısında yaşadıklarını kaleme almıştı. Dergimizi sürekli takip eden okurlarımız bu yazımızı hatırlayacaklardır.

Yurtdışı menşeli bir alışveriş merkezi, elinizde tuttuğunuz bu derginin baskı öncesindeki son günlerinde İstanbul’da bir şubesini açtı. Bizim işler boyumuzu aştığı için açılışa ve ilk günkü “ucuz” alışverişe gidemedik. Gidemediğimiz de isabet olmuş. Günün ilerleyen saatlerinde haber sitelerinde gördüğümüz kadarıyla inanılmaz manzaralar yaşanmış. Açılıştan bir önceki gece sıraya girmek için mağaza önünde yatanlar ve sıraya girmeden çakallık yapmak isteyenlerle çıkan arbede haberleri bizleri oldukça şaşırttı. Günün ilerleyen saatlerinde haber kanallarının canlı yayınları ve haberlerinde gördük ki milletimiz hepten teknoloji meraklısı olmuş. Evinde yeri olan olmayan, ihtiyacı olan olmayan herkes bu ürünlere hücum etmiş durumda. Tabii hal böyle olunca kısa sürede (40-50 dakika gibi bir zamanda) tüm promosyon ürünleri tükenmiş. Sonrası ise depolara hücum…

“Peki şimdi ne olacak?” ya da “Mağaza aslında iyi bir şey mi yaptı yoksa kötü bir şey mi?” gibi sorular akıllarda ve çeşitli forumlarda yanıtlarını aramaya başladı bile…

Bu saatten sonra olacakları ben söyleyeyim: Firma boşalan deposunu ve stoklarını doldurmak için biraz sevkıyat işine ağırlık verecek. Yapılan bu kampanya ise; teknoloji meraklısı insanların, ücretsiz halk konseri veren türkücülerin konserlerinde yaşanan izdiham misali akıllarda kalacak.

Ne yalan söyleyeyim, ben bu kadar kalabalığı maçlarda, konserlerde bile görmedim. Yaşanan durumun özetini merak edenlerin ise http://bul.pcworld.com.tr/538 adresini ziyaret etmelerini öneriyorum.

Yassak kardeşim!

80’lerde çocuk üstü yaşta olan akranlarım Zeki Alaysa ve Metin Akpınar’ın tüm hünerlerini sergilediği “Yasaklar” (http://bul.pcworld.com.tr/513) oyununu hatırlayacaklardır (favorim; “minik kelebek” yasağı…). Birçok yasağın “tiğ”e alındığı oyunda, izlerken “Aa evet böyle oluyordu” dediğimiz olaylar oldukça fazlaydı.

Çeşitli yasaklar, 21 yüzyılda da peşimizi bırakmıyor. İnternet çağı olarak isimlendirilen günümüzde bile gün geçmiyor birçok yasakla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu yasaklar zincirinin en popüler olanları ise site kapatmaya kadar gidiyor. Aslında site kapatma diye bir şey yok. Sadece bizim internet bağlantımızı sağlayan Türk Telekom, yasaklı siteye karşı yaptığımız bağlantı isteğinde siteye gitmek yerine, o siteye erişimi kesip bir uyarı mesajı veriyor. (Erişimli siteleri aşmayı derginin ilerleyen sayfalarında bulabilirsiniz.)

Yasaklanan sitelerde, mahkeme kararı ile siteye erişimin yasaklandığı ifadesi yer alıyor. Bir site içerisinde yer alan binlerce (blog dağıtımı yapan sitelerde bu rakam milyonlara kadar gidebiliyor) sayfa arasında yer alan bir yazıdan dolayı komple siteye erişim durduruluyor.

Adli makamların aldığı kararlara sonuna kadar saygılıyız. Ancak bu yasaklama olayı bence “tüm siteye” şeklinde olmamalı. Herhangi bir sitede (ya da blogda), ziyaretçi tarafından yapılan bir yorumdan dolayı, koskoca sitenin erişimini kesmek o sitenin başka bir bölümünden faydalanmak isteyen kişilere ceza vermek değil midir?

Geçen ayın bomba etkisi yaratan olaylarından birisi WordPress’e erişim engellenmesiydi. (http://bul.pcworld.com.tr/514) WordPress’ten bir blog sahibi olan kişi, bir başka kişi hakkında bir yazı yazmış ve hakkında yazı yazılan kişinin başvurusu üzerine siteye erişim durdurulmuş.

Ancak WordPress sistemindeki birçok bloglardan, makalelerden yararlanan birçok insan var. Sitenin kapatma sürecinde onlar da sitedeki çeşitli yazılara erişemiyorlar. Bir şekilde o kişiler de cezalandırılmış oluyor. Kapatma olaylarının, bilişim bakanlığının gündeme geldiği bugünlerde yeniden değerlendirilmesinin iyi olacağını düşünüyorum. Çeşitli haklı nedenlerle kapatılan siteler, diğer kişilerin bilgiye erişme haklarını da engellemiş oluyor. Reklam, para, ziyaretçi kaybetme gibi unsurlar göz önünde bulundurularak site sahiplerinin de bu tür içerikleri denetleyici ve bu tür yayınların önüne geçecek bir sistem oluşturmaları gerekiyor.

Son olarak WordPress’e erişimin kapatılması, WordPress cephesinde de yankılar uyandırmış. Öyle ki; sistemin geliştiricisi kendi blog’unda şaşkınlığını dile getirmiş. (http://bul.pcworld.com.tr/515)

Yazın fırtına olur mu?

PC World Temmuz 2007Yazın bunaltıcı sıcaklarında; “kızgın kumlardan serin sulara” etkisi yapacak, içimizde “fırtınalar” kopartacak bir olay gündeme düştü. Türk Telekom, internete bağlı olmayan kimse kalmasın diye, bir kampanya başlattı. Televizyonda, billboard’larda dergilerde vb. reklamlarını görmüşsünüzdür mutlaka. Ayda 15 YTL’ye en düşük paketten limitli olarak internete bağlanabiliyorsunuz. Ohh, misler gibi kampanya di mi? Evet, henüz internet bağlantısı olmayanlar için ya da karnesi iyi gelip internet ile ödüllendirilecek olanlar için çiçek gibi kampanya.

Ancak 15 YTL’lik kısım buzdağının görünen kısmı. Yeni aboneler için gerçekten güzel, kaçırılmaması gereken bir kampanya. Ancak “mevcut abonelerin günahı ne” gibi bir soru akıllara hemen geliyor. Onlar hemen hemen iki katı fiyata zaten aynı hizmeti alıyorlar. İnternete bağlanan iki farklı insan tipinden birisi eski abone olduğu için kendini kazıklanmış hissederken, diğeri yeni abone olduğu için internet denizinde “fırtınalar” kopartacak. Aldıkları hizmet ise ne eksik ne fazla…

Haliyle bu durumdan mevcut aboneler oldukça şikayetçi. Ancak firma, testiyi kırmadan önce çocuğunu döven Nasrettin Hoca misali, 1 haziran’dan sonra aboneliğini iptal ettirip yeni kampanyadan yararlanmak isteyenlere kocaman bir nanik yapıyor. Maalesef ki bu türlü bir çakallığın önüne geçilmiş durumda.

Kampanya detaylarında yazan bir şey de gözüme çarpmadı değil. Ben biraz kıllanan adamım ve bu tür kampanyalarda öncelikli olarak karınca duası gibi yazılan minik yazıları (kampanya şartlarını) okurum. Bu kampanyada yer alan kampanya şartlarında ise yeni aboneliğin 2 yıldan önce iptal edilemeyeceği belirtiliyor. Yani 2009 yılının aralık ayına kadar herhangi bir iptal söz konusu değil. İnat ettiniz ve “iptal et kardeşim aboneliğimi” dediğinizde modem parasını ödeyeceğinizi peşin peşin kabul ediyorsunuz. İlgimi çeken başka bir şey ise paket değişikliği konusunda… “2 Mbps’lik bağlantıya şimdi 55 lira vereyim sonra düşerim nasılsa” diye düşünenlere şimdiden pışşık diyorum. Çünkü bu yılın sonuna kadar paket seçenekleri hiçbir şekilde değişemiyor. Ocak 2008’den itibaren ise tercih ettiğiniz paketin altında başka bir abonelik paketine geçiş yapamıyorsunuz. Yani en üst paketi seçerseniz maalesef ki 2009 yılı sonuna kadar artacak fiyatlar ve zamları peşinen kabul edilmiş sayılıyorsunuz.

Bence; “ucuz etin yahnisi yavan olur” hesabı acaba bu iş ne kadar avantajlı diye bir kez daha düşünmek gerekiyor. Düşünürken de aman dikkat, fırtına sizi alıp başka yerlere götürmesin.

Biz yaza hazırız. Ya siz?

PC World Haziran 2007Yaz ayları, rehavetin çöktüğü zamanlardır. Kışın sınavlardı iş yoğunluydu derken zaman bir türlü geçmek bilmez. Yaz aylarına girmeye başladığımız bu zamanlarda tatil ve tatilde yapılacaklar planlanmaya başlanır. Tabii tatil yerine göre eksikleri tamamlamaya başlamak için de oldukça uygun bir zamandayız. Tatile giderken mayo ya da güneşten koruyucu krem, kadar bir dijital fotoğraf makinesi de olmazsa olmazlar arasında yer almaya başladı.

Tatil anılarını ölümsüzleştirmek ve dijital dünyanın kolaylıklarından sonuna kadar faydalanmak adına seçeceğiniz bir makine oldukça yararlı olacaktır. Makine seçiminde bütçenizle orantılı olarak bir model tercihi yapmalısınız. Biz bu konuda size yardımcı olmak adına ortalama bir değer olan 5 megapiksel ve üzerinde çekim yapabilen ve bin YTL altındaki 18 fotoğraf makinesini yarıştırdık. Yeni bir fotoğraf makinesi satın almadan önce bu testimize göz atmanız faydanıza olacaktır.

Ayrıca dergimiz içerisinde yer alan fotoğraf püfleri sayesinde çektiğiniz fotoğraflardan bozuk olanları ya da beğenmediklerinizi nasıl düzelteceğinizi, toplu resim düzenlemesi ve resimleri işlemek için Photoshop bilmeden küçük yardımcı araçlarla neler yapabileceğinizi anlatıyoruz. Bütün bu yazılımlara ise dergimizle birlikte verdiğimiz DVD içerisinden ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız ve kendinizi bu işe gönül vermiş bir kişi olarak görüyorsanız, bu ay yeni başladığımız “Fotoğ-raf” köşesine bir göz atmanızı öneririm. Kendisi bu işe gönül vermiş olan Onur, bu ay Sony’nin bir SLR makinesi ile geçirdiği zamanı ve makine ile yaşadığı çekim tecrübelerini aktarıyor. Onur’un önümüzdeki ay için birçok sürprizi bulunacak. Takip etmenizi öneririm.

Cem Yılmaz’lı ev telefonu kullanmaya yönelik Türk Telekom reklamları televizyonlarda yayınlanmaya devam ederken, büyük bir kesim halen internet üzerinden sesli olarak haberleşmeyi tercih ediyor. Skype kullanıcıları sadece yurt dışı ile olan görüşmelerinde değil, şehir içi görüşmelerde bile bu uygulamanın nimetlerinden faydalanıyorlar. Ancak kuru kuru sesli sohbet sizde de bir rahatsızlık yaratıyorsa, derginin ilerleyen sayfalarında anlattığımız Skype eklentilerini kullanmalısınız. Eklentileri denemeniz için de DVD’mize koyduk. Beyonce’a bayılacaksınız…

İstanbul’da yaşayanların daha çok bildiği bir yer olan Kadıköy’deki Yazıcıoğlu Pasajı, bilgisayar ya da bir bilgisayar ürünü alınacağı zaman uğranması gereken ilk yerlerden birisi. Ancak burada da alışveriş yapmanın bir raconu var. Donanım Editörümüz Levent buranın raconunu iyi bilenlerden birisi. Kadıköy’de alışveriş yaparken bilmeniz gerekenleri ve bilgisayar toplarken 1 doların bile önemli olduğu durumlarda ne yapmanız gerektiğini Levent kaleme aldı. Gezmekten acıkanların nerede ne yiyebileceği konusunda yine Levent Usta öneride bulunuyor.

Bizdeki hareketlilik de başladı… Bundan altı ay önce askere gönderdiğimiz Taner tekrar ofise döndü ve kafa olarak rahatlamış halde PC World ofisinde. Yeni bir sinerji ortaya çıkacağının ilk sinyallerini daha gelir gelmez almaya başladık. Ocak ayındaki yazımda Taner’i askere gönderdiğimizin haberini verirken “yeni projelerimiz” olduğunu ve yazın çok hareketli geçeceğini belirtmiştim. Bizde tatil yok ve PC World ekibi olarak yeni projeler üzerinde çalışmalara hızla başlıyoruz. İlk olarak web sitemizin çehresindeki değişikliği gösterdik sizlere ve tabii ki de bununla ilgili olarak daha yeniliklerimiz ve güzelliklerimiz devam edecek. Eğer halen PC World Online’a üye değilseniz üye olmanızı öneriyorum.