2007 çok keyifli olacak!

Başlığa bakıpta editörün uçmuş olduğunu sanmayın sakın. Biliyorum 2006 yılına gireli henüz birkaç ay oldu ama önümüzdeki yıllarla ilgili planlar çoktan yapılmaya başlandı. Sonuçta 2006 yılı ile ilgili planlar da daha önceki yıllarda yapılmıştı.

2007 yılının güzel geçmesini sağlayacak olan ve beni sevindiren olay; okul yaşantımın ilk yıllarında hatta okul öncesi dönemlerde beni ve benim yaşındakileri TV başına kenetleyen şey tabii ki diziler değildi. Çizgi film ya da çizgi diziler o zaman oldukça popülerdi. Biz onları izlerdik ve kafamızda, aklımızda, oyunlarımızda hep onlar vardı.

Arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde bu çizgi filmin kahramanlarını aramızda paylaşır, herkes kendine yakın bulduğu karakter olmak isterdi. Popüler ya da en yetenekli kahramanın adayı ise tahmin edileceği gibi hep fazla olurdu. Ama orta yol bir şekilde  sağlanırdı.

Okumaya devam et 2007 çok keyifli olacak!

Her yere “tık”lamayın

Bazı insanlar dillerine sahip olamadıkları için yargılanırlar. Bazıları ise ellerine sahip olamadıkları için… Ama bazıları var ki onlar da “tık”lama suçlusudur. Şimdi, bu tıklama suçlusu ne demek? Günlük bilgisayar kullanımında bilgisayarda karşılaşılan birçok soru pencerelerinde “Evet” ya da “Hayır” gibi seçenekler yer alır. Bazen seçenekler “OK” gibi tekte olabilir. Özellikle internette sitelerde gezinirken bazen karşınıza birden bire soru soran pencereler açılır. Ben hiç görmedim ki bu yazıları okuyupta doğru olanı seçeneği işaretleyenini? Sanki bildiği bir şey gelmiş gibi hiç okumadan varsa “Evet” seçeneği yoksa “OK” seçeneğini rastgele olarak doğrudan tıklıyor. İşte bu tür kişiler “tık”lama suçlusu.

Ne var ki bu işte, sorulan soruya bir yanıt veriliyor diyebilirsiniz ancak kazın görünen bacağı hiçte böyle değil. Bu olayı söyle örnekleyelim: Diyelim ki bir arama sitesinde arama yaptınız. Herhangi bir konuda aklınıza takılan konu hakkında fikir edinmek için arama sonuçları listesinde size uygun olan bir sonuç sayfasına giderek bilgileri okumak ya da o sitenin hizmetinden faydalanmak istiyorsunuz.

Okumaya devam et Her yere “tık”lamayın

Sanrı *

Gecenin ilerleyen vakitleri…

Ay tam tepede yusyuvarlak bir hal almışken, karanlık sokakların aydınlattığı yolda yalnız başına yürüyordu. Etrafından duyabildiği tek ses, hızlıca alıp verdiği nefesiydi. Kalp atışlarının sesi, hızlı yürümesi ile meydana gelen ayak seslerinden çok daha hızlıydı.

Yaşadığı eve giderken, çalışmayan sokak lambasının olduğu elektrik direğine yaslandı. Arkasına bakmadan peşinden birisinin gelip gelmediğini kontrol etti. Burada biraz durup, iki soluklandıktan sonra yoluna hızla devam etti. Her zaman geçtiği bu yollardan sanki ilk defa geçiyor gibiydi.

Gözleri kan çanağı bir hal almıştı. Tüm gün çalışmaktan neredeyse bayılacak kadar yorgunluğu olduğundan dolayı evine giden bu yol bir türlü bitmek bilmiyordu.

Adım, adım ve bir adım daha…

Okumaya devam et Sanrı *

Bu ADSL başa dert!

Başlığa bakıpta yine mi Telekom’a ilgili konu demeyin. Eğer ülkenin büyük bir çoğunluğu bir hizmetten yararlanmaya çalışırken bu hizmette çeşitli sorunlar varsa,  bu konuda meydana gelen aksaklıklar o ülkenin insanları için önemli bir meseledir.

Telekom ADSL hizmeti vermeye başladığından beri sorunlar bir türlü bitmek bilmedi. Yeni abone olursunuz internete bağlanamazsınız, internete bağlanırsınız siteler açılmaz. Bu şekilde kör topal ilerlemeye çalışırsınız. Ancak aldığımız bu hizmet için dünya ortalamasının üzerinde bir bedel ödüyorsak o zaman hizmetin de ortalamanın üzerinde olmasını isteriz. İsteriz değil, bu işin olması gerekeni budur. Bizde, yani Türkiye’de ise durum tam tersi. Fahiş ücret ödeyerek aldığımız hizmet(!), bedavaya alınmış bir lütufmuş gibi sunuluyor.

Bizler her zaman mütevazı müşteriler olmuşuzdur ve el pençe divan duran müşteri hizmetleri beklemiyoruz. İnternet bağlantısı sorunsuz çalışsın, olası bir problemde destek hattını aradığımızda problemimiz kısa sürede çözülsün ve mümkünse fiyatlar dünya standartlarında osun, bizim için yeterli olacaktır.

Okumaya devam et Bu ADSL başa dert!

Online oyunlarda çılgınlık dizboyu

ogame.jpgGün geçtikçe gelişen teknoloji ile birlikte oyun sektöründe de hareketlilik yaşanıyor. Gelişen internet kullanım yaygınlığı ile birlikte oyun sektöründe de online olarak oynanabilen oyunlar yaygınlaşmaya başladı. Birçok oyun, çok oyunculu oynanabilmesi için internet üzerinden oynanma imkanı sunuyor. Tabii bu oyunları oynayabilmek için o oyuna da sahip olmak gerekiyor.

Bir de ‘online oyun’ olarak adlandırılan ve web tabanlı oynanan oyunlar var.  Son günlerde oldukça popülerleşen www.ogame.com.tr sitesine Türk oyun severler de oldukça ilgi göstermeye başladı ve oyuncu sayısı hızla bir artış gösteriyor. Oyunu oynayabilmek için sadece bir web tarayıcınız olması ve biraz internet kullanmasını biliyor olmanız yeterli. Bundan sonrasını oyunun kuralları belirliyor. Ogame oyunundan kısaca bahsetmek gerekirse; oyun bir uzay strateji oyunu. Amacınız; çeşitli stratejiler belirleyerek kendi gezegeninizi daha da büyütmek ve çeşitli saldırılara karşı savunmak. Tabii belli bir büyüme elde edince ve kendinizi hazır hissedince siz de saldırıya geçebilirsiniz.

Okumaya devam et Online oyunlarda çılgınlık dizboyu

Paylaşımın dayanılmaz hafifliği

Herkes ne kadar paylaşımcı öyle değil mi forumlarda? Herkes birbirine yardım ediyor, birisinin bir programa mı ihtiyacı var bir başkası hemen atar ortak alana; “al bakalım kardeş” nidaları eşliğinde…

Aslında paylaşmak gerçekten güzel bir şey… Hatta internette en çok dolaşan laflardan da birisidir: “Bilgi paylaştıkça artar”.

Biz Türkler çok yardımseverizdir. Şimdi halen var mı bilmiyorum ama Türkiye’de çok kanallı döneme geçildiği dönemlerde ilkokula (o zaman ilkokuldu) gidenler “imece” diye bir kavramı öğrendiler. Aslında doğrusu imece usulü olan bu kelime; hep birlikte ortak bir şeyler yapmak anlamında öğrettiler. Özellikle de köylerden örnekler vererek olayın pekiştirmemizi sağladılar.

Okumaya devam et Paylaşımın dayanılmaz hafifliği

Bilgisayarla eğitim olur mu?

Bilgisayar işlerinden az da olsa anlıyorsanız etrafınızdaki komşu, arkadaş çevresi yeni bir bilgisayar almak istediğinde size mutlaka danışmışlardır: “Bizim oğlan artık 5’e geçti, bir bilgisayar şart oldu. Ne alalım abisi?” Böyle bir durumda siz de karşı soruyla, cevaplar vermeye çalışırsınız. Genellikle ilk sorulan soru da “bu bilgisayarla ne yapmak istiyorsun?” olur. Alıcı başlar saymaya ve araya “derste çalışacak abisi” diye bir cümle kullanır ama nerede ders çalışmak.

Günler ilerledikçe bilgisayar sahibi arkadaşın çocuğu başını oyundan kaldırmıyor, bilgisayarda ders çalışmak dışında her şey yapılıyor. Genel olarak bu durum hemen hemen herkesin başına mutlaka gelmiştir. Bu durumun iki nedeni olabilir: Birincisi, bilgisayar satın alan kişi, bilgisayarla birlikte istedikleri türde yazılımların da beraber geldiğini zannederler. İkincisi, bu tür yazılımların var olduğundan haberleri bile yoktur.

Okumaya devam et Bilgisayarla eğitim olur mu?

Eğlencenin “yeni” merkezi

Bir CeBIT Bilişim fuarını daha geride bıraktık. Fuar ziyaretçileri, bu yıl en çok Microsoft standını ya da daha doğru bir ifade ile Microsoft Salonu’nu çok merak ettiler. Fuarı ziyaret edemeyen okurlarımıza neden Microsoft Salonu dendiği hakkında kısa bir bilgi verelim:

Microsoft bu yılki CeBIT Bilişim fuarına bir ilk yaparak 70 iş ortağı ile beraber 2.048 m2’lik bir alanda yer aldı. Bu salonu gezenler Microsoft’un yeni teknolojileri ile tanışıp, çeşitli başarı hikayeleri ile karşılaştılar.

Microsoft Salonu’nu gezen ziyaretçiler burada, merakla beklenen; Windows XP ailesinin yeni ürünü olan Windows XP Media Center Edition 2005 ile tanışma fırsatı buldular. Salon içerisindeki 8 demo standında ziyaretçiler bu yeni nesil sistemi istedikleri gibi kullanıp, test ettiler.

Okumaya devam et Eğlencenin “yeni” merkezi

Macromedia “8”ledi

3, 4, 5, MX, MX 2004 derken şimdi de tüm paketlerinin bir arada olduğu 8. sürümü lanse etti. Evet, Macromedia firmasından bahsediyorum. Ağustos ayı başında Studio serisinin 8. sürümünü duyurduğunu açıkladı. Daha önceki sürüm olan Studio MX 2004’ün yerine yıl isimlerinde vazgeçip kaldığı yerden 8. sürümü ile ürünlerinin yenilenmiş üst versiyonlarını duyurdu. Bu paket içerisinde Dreamweaver 8, Flash Professional 8, Fireworks 8, Contribute 3, FlashPaper 2 uygulamaları yer alıyor. Dreamweaver, Flash, Fireworks uygulamaları önceki sürümlerde birçok kez bir araya gelip çeşitli paketleri oluşturdular. Ancak bu sürümde yanlarına bir de Contribute ve FlashPaper uygulamaları dahil oldu.

Okumaya devam et Macromedia “8”ledi

Alternatifi varken neden varsayılanı kullanayım?

“Neyin?” sorusu, bu başlığın arkasından gelebilecek en mantıklı sorudur. Ama köşemizin ismine bakarsanız cevabın ne olduğunu anlayacaksınız… Tabii ki yazılımların. Bir yazılım düşünün; kendi yeteneklerinde oldukça başarılı. Ama size göre bazı eksikleri var, belki de geliştirilmesi gerekiyor. Aynı türde başka bir yazılım daha gördünüz diyelim ve ondaki artılar her zaman kullandığınızdakinden çok daha fazla… Peki hangisini kullanmak daha mantıklı? Elbette özelliği fazla olanın katma değeri daha fazla olacaktır. Düz mantık ya da olması gereken şekliyle bu durum bu. Ama çoğu bilgisayar kullanıcısı bu şekilde düşünmüyor. “Ne yapacağım ben onu?” ya da “aman, aynı işi görüyor işte!” mantığı ile bir yaklaşım sergiliyorlar. Ön yargılı davranış sergilendiği için de sonuçta zararlı olanlar yine kendileri oluyor. Hemen hemen herkesin etrafında bu türe örnek insanlar mevcuttur ve onlar hep bu türdeki az özellikli yazılımları kullanmaya devam ederler.

Okumaya devam et Alternatifi varken neden varsayılanı kullanayım?