<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>selcuksenol.com.tr &#187; BYTE</title>
	<atom:link href="http://www.selcuksenol.com.tr/blog/category/byte/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog</link>
	<description>Kişisel bilgi merkezim</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 May 2010 14:43:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Yeni pazarlar</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/11/yeni-pazarlar/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/11/yeni-pazarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2006 11:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[Web]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[İnternet hayatımızı gireli ne kadar oldu hiç düşündünüz mü? Sonuçta Bir elektrik bulunması kadar değil. İnterneti ilk kullanmaya başladığınızda bir çocuğunuz olsaydı şu anda daha ilköğretim okulunu bitirememişti bile&#8230; Çok taze bir mecra olmasına karşı kişilere ya da kurumlara kazandırdığı paralar hiçte yabana atılacak cinsten değil. Para her zaman tatlıdır ancak internette her zaman iyi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet hayatımızı gireli ne kadar oldu hiç düşündünüz mü? Sonuçta Bir elektrik bulunması kadar değil. İnterneti ilk kullanmaya başladığınızda bir çocuğunuz olsaydı şu anda daha ilköğretim okulunu bitirememişti bile&#8230; Çok taze bir mecra olmasına karşı kişilere ya da kurumlara kazandırdığı paralar hiçte yabana atılacak cinsten değil.</p>
<p>Para her zaman tatlıdır ancak internette her zaman iyi bir fikir para etmiyor. İnternette birbirinin kopyası gibi duran birçok web sitesi yer alıyor ve maalesef ki bunların çoğu beş para etmiyor. Geçen ay içerisinde YouTube&#8217;un Google&#8217;a satılması haberlerini birçok yerde görmüşsünüzdür. Birkaç sayfa önce ise bu haberin detaylarını okumuşsunuzdur. Dört kişinin kısıtlı bir bütçe ile kurdukları ve işlettikleri site, bir buçuk sene sonra kat kat fazlasına satılıyor. Bu olaydan önce facebook.com isimli arkadaşlık sitesinin Yahoo tarafından satın alınması gündeme vurdu. Ortalarda gezen rakam ise 2 milyar dolar civarında&#8230; Bu sitenin sahibi ise 22 yaşında bir genç. Evet 22 yaşında ve neredeyse dolar milyarderi olmaya aday.</p>
<p><span id="more-30"></span></p>
<p>Bu durumlar gösteriyor ki iyi bir fikir her zaman para ediyor. Hem de öyle az buz değil, oldukça iyi rakamlar. Tabii hedef kitle de önemli.</p>
<p>Mesela yukarıdaki örnekten gidelim: Facebook.com sitesi ilk kurulduğunda herkese değil sadece üniversite öğrencilerine hizmet vermeye başlamış. Ne kadar sınırlandırılmış bir kullanıcı kitlesi. Site sahibi üyelerinde, &#8220;edu&#8221; uzantılı e-posta adresini aramış. Ancak daha sonradan her kesimden üye kabul etmeye başlamış. Belki de baştan itibaren bir sınırlama getirmeseydi site bu duruma gelemeyebilirdi.</p>
<p>Mesela bizdeki ekşisözlük&#8230; Sitede herkes yazar olamıyor. Belli bir yazar sayısı var ve yılda kısıtlı bir dönemde yazar alımı yapıyorlar.</p>
<p>Sonuçta fikrin yanında hedef kitle de önemli. Herhangi bir konuda özgün fikirlerle bir site kurabilirsiniz. Ancak aç gözlülük yapıp herkesten nasibinizi almak isterseniz sonuç hüsran olabilir. Hedef kitleyi seçip, ona göre bir yol izlemek en mantıklısı olacaktır. Bakınız örnek yüksek fiyata satılan web siteleri&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/11/yeni-pazarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kablosuz teknolojinin çilesi</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/10/kablosuz-teknolojinin-cilesi/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/10/kablosuz-teknolojinin-cilesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Oct 2006 11:22:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[cebit]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[kablosuz]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Bir CeBIT fuarını daha geride bıraktık. Bilişim sektöründe çalışan hemen herkes yıl boyunca bu fuar için çalışır ve fuarda büyük kozunu oynamak ister. Biz de yıl içerisinde size iyi içerikli bir dergi hazırlamanın yanında, CeBIT ayının dergisi olan Eylül sayısını hazırlamak için de fazladan mesailer harcadık. Ancak sonunda, bir CeBIT&#8217;i daha geride bıraktık. Şöyle birkaç]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir CeBIT fuarını daha geride bıraktık. Bilişim sektöründe çalışan hemen herkes yıl boyunca bu fuar için çalışır ve fuarda büyük kozunu oynamak ister. Biz de yıl içerisinde size iyi içerikli bir dergi hazırlamanın yanında, CeBIT ayının dergisi olan Eylül sayısını hazırlamak için de fazladan mesailer harcadık.</p>
<p>Ancak sonunda, bir CeBIT&#8217;i daha geride bıraktık. Şöyle birkaç hafta geriye baktığımızda yoğun ilgili bir kalabalık ve okurlarımızla buluşmanın mutluluğu geliyor akıllara. Bir de işin teknoloji tarafı var tabii&#8230;</p>
<p>Yoğun kalabalık içerisinde gezinen insanlara baktığımda üzerlerinde fazlaca bir ekipman taşıyorlar. Örnekse; ben. Mesela dijital fotoğraf makinesi, günlük çanta, cep telefonu, dizüstü bilgisayar vb. Birkaç sayfa sonra okuyacağınız akıllı telefonlar testimizdeki telefonlardan birisini de fuar aksesuarlarının yanına alarak başladım fuarı gezmeye. Rahatlık açısından Bluetooth kulaklığımı taktım kulağıma, telefonu çantada ya da cebimde bulma derdi yaşamayayım diye. Yine bir başka test ürünü olan kablosuz ağ tarama cihazı da yanımdaydı. Gezdiğim yerlerin yakınında bir Wi-Fi alanı varsa cihaz hemen buluyordu. Böylece duruma göre dizüstü bilgisayarımı ya da akıllı telefonumu kullanarak e-posta kontrolü yapabilecektim. Tabii müziği de unutmamak lazım. Cep telefonunda çalan müziği kablosuz olarak kulaklığıma aktarıyordum. Yalnız gezerken sıkılmamak, aşırı gürültü içerisinde kulaklarımı anlaşılmayan şeylere boğmamak için.</p>
<p><span id="more-28"></span></p>
<p>Tabii fuar alanı oldukça büyük. Gez gez bitmiyor. Hal böyle olunca fuarı gezme işi bir güne sığmıyor diğer günlere de sarkıyordu.</p>
<p>Bu şekilde gezmek iyi güzel de bir de işin akşam eve ya da ofise gidince karşılaşılan durumu var. Bu kadar kablosuz cihaz kullanırsan ya pilleri biter ya da şarjları&#8230; Akşam bunları tek tek şarja tak, sabaha kadar dolsunlar sonra yeniden kullanmaya başla&#8230;</p>
<p>Eğer cep telefonunun şarjını takmaya üşenecek kadar tembelseniz diğer ekipmanlara hiç bulaşmamanızı tavsiye ederim. Çünkü emin olun ki uğraşınız cep telefonunu fişe takmaktan daha fazla olacaktır. Narin cihazlar oldukları için jak&#8217;ları da aynı şekilde hassas. Uykulu gözlerle, yarı baygın şekilde uçlarını takayım derken kırabilmeniz ya da bükebilmeniz her an olası.</p>
<p>Hal böyle olunca belli bir süre sonra teknoloji eziyete dönüşebiliyor. Bana faydası dokunacak olan, bana hizmet etmesi gereken ürün başlıyor işkence yapmaya. Tabii bir de ürünlerle ilgili hevesiniz geçince ya bir dolaba tıkılıyor ya da çantanın ücra köşesinde gün ışığına çıkmama cezasına mahkum ediliyor.</p>
<p>Ancak bu durum herkes için aynı olmayabilir. Bu tür bir durum sizin için gereksinimse kullanmanızın tabii ki de son derece faydası olacaktır. Kullanmadan bilemezsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/10/kablosuz-teknolojinin-cilesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazen oldukça fazla abartıyoruz</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/09/bazen-oldukca-fazla-abartiyoruz/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/09/bazen-oldukca-fazla-abartiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2006 11:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[güncelleme]]></category>
		<category><![CDATA[link]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[photoshop]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sekme]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Web]]></category>
		<category><![CDATA[web tarayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[Biz Türklerden bahsedeceğim bu ayki yazımda&#8230; Ancak bu sefer konu tabii ki Türklerin teknolojiyi keşfedince yaptıklarından bir kesit. Bir şeyi bulduk mu suyunu çıkarırız. Hele ki birisi bize herhangi bir sebepten ötürü mahkumsa, of anam of yandı ki ne yandı. Her zaman gezindiğim sitelerden birinde bazı linklere rastladım. Web tarayıcının yeni sekmesinde açtım ve bu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz Türklerden bahsedeceğim bu ayki yazımda&#8230; Ancak bu sefer konu tabii ki Türklerin teknolojiyi keşfedince yaptıklarından bir kesit. Bir şeyi bulduk mu suyunu çıkarırız. Hele ki birisi bize herhangi bir sebepten ötürü mahkumsa, of anam of yandı ki ne yandı.</p>
<p>Her zaman gezindiğim sitelerden birinde bazı linklere rastladım. Web tarayıcının yeni sekmesinde açtım ve bu sitedeki işim bitince o sitelerde ilgilenecektim nasılsa. İlk açtığım site, otomatik olarak buton oluşturmaya yarıyordu. Web adresi <a href="http://www.buttonator.com/">www.buttonator.com</a>. Siteyi ziyaret ettim. Gerçekten oldukça hoş hazırlanmış, iyi bir düşünceye sahip. Photoshop ya da Fireworks&#8217;ü açmadan hazır buton örneklerini kullanarak kendinize ait butonu birkaç dakika içerisinde hazırlayabiliyorsunuz.</p>
<p><span id="more-26"></span></p>
<p>Şimdi bu site, birisi tarafından düşünülmüş ve uygulanmış, bana göre oldukça başarılı bir site. Ayrıca da siteyi kullanmak için hiçbir bilgi istenmiyor sizden. Olduğu gibi sitenin tüm imkanlarından sonuna kadar faydalanabiliyorsunuz. İsterseniz &#8220;feedback&#8221; formunu kullanarak görüşleri site sahibine bildirebiliyorsunuz.</p>
<p>Bu durum gayet hoş başarılı bir durum. Normalde olması gereken de zaten bu.</p>
<p>Bir de daha sonra ziyaret etmem için açtığım bir site daha var: <a href="http://www.symmetrygame.com/">www.symmetrygame.com</a>. Bir Türk tarafından geliştirilmiş simetri oyunuymuş. Ayıptır söylemesi bende simetri hastalığı var ve direkt olarak sitedeki oyunu merak ettim ve oyuna başlamadan önce kurallarını okudum. Nasıl oynanması gerektiği hakkında bilgi sahibi oldum. Oyunu oynamaya hazır olduğumda ise &#8220;Oyunu Başlat&#8221; dedim. İşte ne olduysa orada oldu. Karşıma üye girişi yapmalısınız gibisinden bir uyarı çıktı. Yani oyun hakkında tam anlamıyla bir bilgi sahibi olmadan neden üye olayım? Ayrıca üye olmam sana ne gibi bir fayda sağlayacak. Şunu diyebilirsin: &#8220;E-posta adresinizi yazın, yeniliklerden sizi haberdar edelim.&#8221; E-posta adresi toplamak için en eski ve en bilindik yöntem. Ama olsun bazıları yeni güncellemelerden ya da yeniliklerden haberdar etmeyi üşenmeden gerçekleştiriyor.</p>
<p>İnternet üzerinde de saatlerce oyun oynayan birisi de değilim. Kırk yılda bir canım çekecek, işten güçten fırsat bulacağım&#8230; Nerde&#8230; Sonuç ise bu şekilde.</p>
<p>Miniclip sitesi (<a href="http://www.miniclip.com/">www.miniclip.com</a>) sahipleri enayi mi? Onlarda yüzlerce oyun var ve hiçbir şekilde üyelik istemiyorlar. Hatta istersem oyunları bilgisayarıma kaydetmeme bile izin veriyor.</p>
<p>Bence Türk girişimcinin biraz daha fazla bu konuda düşünmesi gerekiyor. Ama cinliği değil, nasıl buraya daha fazla adam çekerimi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/09/bazen-oldukca-fazla-abartiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Times&#8217;dan Joomla&#8217;ya</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/08/timesdan-joomlaya/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/08/timesdan-joomlaya/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2006 11:19:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[kod]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[Web]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Web o kadar hızlı gelişip büyüyor ki biz bile bazen hızına yetişemiyoruz. Bundan 10-12 sene önce ilk kişisel sitelerimizi yaptığımızda Times New Roman fontuna sahip metinlerin alt alta yazılması ile oluşuyordu. Bu sitelerde renk bile kullanmıyorduk desek yalan olmaz. Ancak günümüze geldiğimizde bu türlü sitelerin artık yer almadığı görülüyor. Günümüzde site kavramı biraz daha farklılaşmaya]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web o kadar hızlı gelişip büyüyor ki biz bile bazen hızına yetişemiyoruz. Bundan 10-12 sene önce ilk kişisel sitelerimizi yaptığımızda Times New Roman fontuna sahip metinlerin alt alta yazılması ile oluşuyordu. Bu sitelerde renk bile kullanmıyorduk desek yalan olmaz.</p>
<p>Ancak günümüze geldiğimizde bu türlü sitelerin artık yer almadığı görülüyor. Günümüzde site kavramı biraz daha farklılaşmaya başladı. Bir dönem herkes portal sahibi olmaya çalışıyordu. Başka sitelerden alınan &#8220;aynı&#8221; bilgilere birçok sitede karşılaşıyordunuz. Şu anda bu durum forum sitelerine kaydı. Dergimize site tanıtımı için gelen e-postaların yüzde 70-80 gibisi forum sitelerinden oluşuyor. İçeriği dolu ya da boş bir forum sitesi sitenin ilk ana sayfası olmuş. Olmalı mıdır olmamalı mıdır ayrı bir konu, tartışılır.</p>
<p>Bir de blog&#8217;lar var. Blog; günlük olarak dilimize çevrilebilir. Kişisel görüşler, bir fikir hakkında düşüncelerini kendi sitesi aracılığıyla duyuran insanlar çok olmasa da var.</p>
<p><span id="more-24"></span></p>
<p>Bir de hazır siteler kullanarak bir şeyler yapmaya çalışan insanlar var. Joomla web sitesi kodları ile hazırlanan öyle web siteleri var ki, bookmark&#8217;lara eklenip, takip edilesi cinsinden.</p>
<p>Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü&#8217;nün bu yıl ilk defa düzenlediği Web Cup yarışmasında jüri üyesi olarak yer aldım. Kendilerine bağlı 55 adet federasyonun web sitelerini değerlendirmemizi istediler. Çeşitli aşamalar sonucunda dereceye girenler belli oldu. Bu 55 federasyon sitesinin hepsini tek tek gezdim. Aralarında özgün içerik ve tasarıma sahip olanların olduğu gibi hazır portal ile hazırlananlar da oldukça fazla sayıdaydı. Hazır portal kullananlar yani Joomla&#8217;yı temel alanları görünce aklıma devlet sitelerinde bir gelişmeye gidildiğini gördüm. İlerleyen sayfalarda okuyacağınız eDevlet sitelerinin bazıları hala tasarım yoksunu. Hatta tasarım olarak nitelendirilemeyecek olanlar da var. İşlevleri bakımından başarılı olabilirler ancak bu hizmetleri sunarken tasarım olarak insanın gözüne biraz daha hoş gözüken siteler hazırlasalar çok daha iyi olur düşüncesindeyim.</p>
<p>GSGM&#8217;nin web cup yarışması ile ilgili detaylı bilgiye ve kazananları görmek için <a href="http://www.gsgm.gov.tr/">www.gsgm.gov.tr</a> adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/08/timesdan-joomlaya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklamsız sörf keyfi</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/07/reklamsiz-sorf-keyfi/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/07/reklamsiz-sorf-keyfi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Jul 2006 11:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Web]]></category>
		<category><![CDATA[web tarayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Ne kadar işim olursa olsun her sabah ofise geldiğimde mutlaka girdiğim, dolaştığım, takıldığım birkaç web sitesi bulunuyor. Bu, yıllardır değişmedi desem yalan olmaz. Bu listeye, çok sık olmasa da, yenilerini eklediklerim oluyor. Başta IT sektörü ile ilgili olmak üzere bazı web sitelerini düzenli olarak ziyaret etmeyi halen sürdürüyorum. Ancak zamanla bu web sitelerinden bazıları (haklı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar işim olursa olsun her sabah ofise geldiğimde mutlaka girdiğim, dolaştığım, takıldığım birkaç web sitesi bulunuyor. Bu, yıllardır değişmedi desem yalan olmaz. Bu listeye, çok sık olmasa da, yenilerini eklediklerim oluyor. Başta IT sektörü ile ilgili olmak üzere bazı web sitelerini düzenli olarak ziyaret etmeyi halen sürdürüyorum.</p>
<p>Ancak zamanla bu web sitelerinden bazıları (haklı olarak) ayakta kalabilmek için reklam olayını iyice abarttılar. Reklam gösterimine göre ödeme aldıkları ve ne kadar çok kişiye gösterirlerse o kadar para alacakları için haberleri de sayfalara bölmeye ya da sizi sitede daha çok tutabilmek için birkaç sayfa gezdirmeye yönlendiriyorlar.</p>
<p>Ee tabii bu durum da insanı zamanla sinir ediyor.</p>
<p><span id="more-23"></span></p>
<p>Önceleri bu iş keyifliydi. Oldukça hoş hazırlanmış reklamların, habere ya da makaleye göz atarken, arada keyiflendirdiği oluyordu.</p>
<p>Ancak dedim ya reklam olayını abarttılar diye; belli bir zaman sonra bu durum can sıkıcı bir hal almaya başladı. Televizyondaki gibi, reklam arasında dizi izleme gibi banner aralarında haber okuma dönemi başlamış oldu.</p>
<p>Gelişen teknoloji ile birlikte bu işin de kolayı bulundu tabii.</p>
<p>Benim gibi bu işlerden dertli olan yazılımcıların ürünleri ile tanışmam devrim oldu diyebilirim.</p>
<p>Elinizde tuttuğunuz bu dergi içerisinde de bununla ilgili dosya konusunu bulacaksınız: Araç çubukları.</p>
<p>Bu araç çubukları içerisinde yer alan Quero isimli olanı benim favorim. Araç çubuğu kullanmak aslında çok adetim değildir ama bu araç çubuğuyla tanıştıktan sonra düşüncem değişti. <a href="http://www.quero.at/">www.quero.at</a> adresinden web tarayıcınızda bütünleştirebileceğiniz bu araç çubuğu web sitelerinde yer alan Flash banner&#8217;larını ya da şöyle söyleyeyim; sayfada Flash ile hazırlanmış her şeyi yok ediyor.</p>
<p>Böylece reklamdan uzak bir makale ve hızlı yüklenen bir siteye kavuşuyorsunuz.</p>
<p>Araç çubuğu kullanmak istemeyenler için de bir yöntem önereyim. Ben bu yöntemi de kullanıyorum ancak her web sitesi buna destek vermiyor: RSS.</p>
<p>Yeni nesil web tarayıcıların da destek verdiğini RSS okuma özelliği ile siteye bağlanmadan o sitedeki haberleri web tarayıcınızın penceresinde gördükten sonra, istenilen başlığa tıklayarak haberin detayına ulaşılabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/07/reklamsiz-sorf-keyfi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim çağında dil bilgisi</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/06/iletisim-caginda-dil-bilgisi/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/06/iletisim-caginda-dil-bilgisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2006 11:16:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir gözlemci olduğumu söyler etrafımda beni yakından tanıyan arkadaşlarım. Etrafta olanla bitenle fazlaca ilgilenmemim başıma işle açabileceğini söyleseler de ben öyle düşünmüyorum. Çünkü ben etrafta olanı değil o olayı izleyen, o olaya bakan insanların o anki durumlarını, hallerini, tavırlarını izlemek bende farklı bir merak uyandırmıştır hep. Geçenlerde, kız arkadaşımla bir kafede otururken arka masadaki]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir gözlemci olduğumu söyler etrafımda beni yakından tanıyan arkadaşlarım. Etrafta olanla bitenle fazlaca ilgilenmemim başıma işle açabileceğini söyleseler de ben öyle düşünmüyorum. Çünkü ben etrafta olanı değil o olayı izleyen, o olaya bakan insanların o anki durumlarını, hallerini, tavırlarını izlemek bende farklı bir merak uyandırmıştır hep. Geçenlerde, kız arkadaşımla bir kafede otururken arka masadaki gençlerin normalin üstünde olan ses tonlarından konuştuklarına istemeden de olsam kulak misafiri oldum. Aralarında tartıştıkları konu; erkeklerden birisi yurt dışından bir kız ile tanışmış ancak İngilizce bilgisi yeterli olmadığı için çok fazla sohbet edemediklerinden dert yanıyordu. Arkadaşına ise kendisinin yardımcı olmasını istiyordu. Arkadaşı da cingöz; ver onun MSN adresini ben senin adına konuşurum diyordu.</p>
<p>Ah bu gençler demek istiyorum ama kendim de genç ruhlu birisi olarak onlara hakısızlık ettiğimi düşünmemek için bu şekilde söylemek istemiyorum. Yüz yüze yapılan gerçek &#8220;sohbet&#8221; olayı içerisinde bile konu sanal sohbet ve orada geçen mevzuular.  İngilizce bilen arkadaşı diğerine son noktayı koydu. MTU sözlük senin kardeşin olsun bundan sonra. Ötekisi ise bu işin çok uzun ve zahmetli olacağı için ısrarla kendisine yardımcı olmasını istiyordu.</p>
<p><span id="more-21"></span></p>
<p>Halbuki, internetin sadece MSN gibi sohbetten oluştuğunu düşünen yurtum genci internette biraz arama yapsa birçok sözlük sitesine rastlayacak. Ya da son günlede moda olan MSN programı üzerinden sohbet etmenin yanında bilmediği ya da öğrenmek istediği ingilizce kelimeleri anında öğrenebilir.</p>
<p>Evet MSN üzerindeki bir sözlükten bahsediyorum. MSN kişi listenize <a href="mailto:ensozluk@beyaz.us">ensozluk@beyaz.us</a> adresini ekleyin. Sonrasında bu e-posta adresi ile sohbet penceresini açıp, İngilizce ya da Türkçe karşılığını öğrenmek istediğiniz sözcüğü yazıp gönderin. (Detaylı bilgileri <a href="http://www.beyaz.us/">www.beyaz.us</a> adresinden alabilirsiniz.) Anında yanıtı alacaksınız. Böylece gerçek hayatta arkadaşlarınızın başka nimetlerinden, &#8220;dostluk&#8221; kavramından faydalanmak için bol bol vaktiniz kalır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/06/iletisim-caginda-dil-bilgisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Mac&#8217;çinin rüyası</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/05/her-maccinin-ruyasi/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/05/her-maccinin-ruyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 May 2006 11:15:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[mac]]></category>
		<category><![CDATA[macbook]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[windows]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Macintosh&#8217;ların bir aslan parçası olduğunu kabul ediyorum. Hemen hemen her bilgisayar kullanıcısının gönlünde Mac kullanmak ve Macintosh kullanıcısı olma arzusu yatar. Kişileri bu duruma iten sebep, Apple&#8217;ın üstün mühendislik hizmeti göstermesi sonucu ortaya çıkan, tasarım harikası ürünler. Evet, Mac&#8217;ler tasarım olarak da birçok ödülün sahibiler ve dolayısıyla kullanıcıları da böyle bir ürüne sahip oldukları için]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Macintosh&#8217;ların bir aslan parçası olduğunu kabul ediyorum. Hemen hemen her bilgisayar kullanıcısının gönlünde Mac kullanmak ve Macintosh kullanıcısı olma arzusu yatar. Kişileri bu duruma iten sebep, Apple&#8217;ın üstün mühendislik hizmeti göstermesi sonucu ortaya çıkan, tasarım harikası ürünler. Evet, Mac&#8217;ler tasarım olarak da birçok ödülün sahibiler ve dolayısıyla kullanıcıları da böyle bir ürüne sahip oldukları için kendilerini her zaman farklı görüyorlar.</p>
<p>Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de Mac kullanmak &#8220;bir farklılık&#8221; olarak görülüyor. Bu oldukça kabul edilebilir bir durum. Ancak ülkemiz, diğer ülkeler ve özellikle Amerika kadar şanslı değil. Gayri safi milli hasılanın az olması yine aynı şekilde, asgari ücretin de oldukça alt seviyelerde olması gibi herkesin bildiği ekonomik ve iktisadi konulara hiç girmeyeceğim. Çünkü ülkemizde bu tür ürünleri almak için biraz daha fazla yastık altında birikmiş paranız olmak zorunda. Biz, kabul ediyorum ki, Amerikan vatandaşları kadar şanslı değiliz. Ancak ülkemizde Apple ürünleri satan Apple IMC Türkiye&#8217;yi de -eski yönetimlerinin aksine- uyguladıkları fiyat politikalarından dolayı tebrik etmek gerekiyor. Durum böyle olunca, iyi bir bilgisayar kullanmak isteyen herkes seçenekleri arasında Mac&#8217;i de düşünebiliyor.</p>
<p><span id="more-19"></span></p>
<p>Neden mi?</p>
<p>Birkaç sayfa sonra incelemesini okuyacağınız Apple&#8217;ın son taşınabilir şaheseri MacBook Pro tam anlamıyla bir hız canavarı. Apple&#8217;ı yakından takip eden okurlarımız bilirler: Apple, taşınabilir bilgisayarlarına PowerBook adını veriyordu. PowerBook&#8217;lar halen var. Ama bir de bunların bir kardeşi var: MacBook Pro. Özelliği ise, Intel işlemciye sahip olması. (Teknik detaylar ürünün inceleme sayfasında yer alıyor.) Evet, bildiğimiz Windows işletim sistemi kullanan bilgisayarlarla aynı işlemci bu cihazlarda da var. Intel işlemciler; Apple&#8217;ın sadece taşınabilir ürünlerinde değil, son birkaç ay içinde üretilen masaüstü bilgisayarlarının da &#8220;kalbini&#8221; oluşturuyor. Peki, kalbi Intel olanın ruhunda Windows çalıştırması mümkün müdür? Kesinlikle mümkündür.</p>
<p>Evet, yanlış okumadınız, Intel işlemcili Mac&#8217;ler Windows çalıştırabiliyor. Hem de küçük bir uygulama sonrasında&#8230; Bu yükleme sonrasında Windows işletim sistemi ile gerçekleştirilebilen her işlem yerine getirilebiliyor. Yazılım tarafında zaten çok bir sıkıntı yoktu da oyun tarafında bu gelişme muhteşem oldu. Birçok Mac kullanıcısı, oyun oynamaktan mahrumdu. Ancak şimdi her Mac&#8217;çi sıkı bir oyuncu olabilecek. Özellikle de yeni model Apple&#8217;ın donanımları test puanlarını alt üst ederken, bu türlü makinelerde oyun oynamak da oldukça farklı bir keyif oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/05/her-maccinin-ruyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asıl ben şikayetçiyim</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/04/asil-ben-sikayetciyim/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/04/asil-ben-sikayetciyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2006 11:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Her gün binlerce e-postayla boğuşmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor benim için. Bu gelen e-postalar arasından bana gerekli olan basın bültenleri, okuyucu e-postaları ve benzerlerini seçip çıkarmak için oldukça fazla vakit harcadığımı söyleyebilirim. Gelen postalar arasında spam olarak gelenleri hiç üşenmeden Outlook&#8217;umda &#8220;Spam&#8221; olarak işaretliyorum. Bu durumdan çok da memnun olduğumu söyleyemem ama nedense bu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün binlerce e-postayla boğuşmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor benim için. Bu gelen e-postalar arasından bana gerekli olan basın bültenleri, okuyucu e-postaları ve benzerlerini seçip çıkarmak için oldukça fazla vakit harcadığımı söyleyebilirim. Gelen postalar arasında spam olarak gelenleri hiç üşenmeden Outlook&#8217;umda &#8220;Spam&#8221; olarak işaretliyorum. Bu durumdan çok da memnun olduğumu söyleyemem ama nedense bu durumun yüzde yüz bir çözümü yok. Birileri bu spam postaları yok etmek için canla başla çalışıyorsa, bir başka grup da bu tür programlara yakalanmadan nasıl spam posta gönderileceği üzerinde çalışmalar yapıyor.</p>
<p><span id="more-17"></span></p>
<p>Spam posta gönderme işini amatörce yapanlara da oldukça fazla rastlıyorum. Dergiyi yayına hazırlama aşamasında genellikle e-posta trafiğim oldukça fazla olur. Geçen ay da durum yine böyleydi. Elinizde tuttuğunuz bu derginin hazırlık aşamasında ise amatörce gönderilmiş bir spam posta tüm mesaimi harcamama neden oldu. Sikayetvar.com sitesini bilmeyen yoktur herhalde. Firmalara olan şikayetler ya da sorunlar burada toplanıyor ve o firma ile ilgili bir durum ortaya çıkıveriyor. (<a href="http://www.sikayetvar.com/">www.sikayetvar.com</a> adresinden konu ile ilgili çok daha fazla bilgi bulabilirsiniz.) Spam olarak gelen e-posta bu siteden gelmişti. Yeni bir dergileri çıkmış onu kamuoyuna, &#8220;farklı&#8221; bir yöntemle duyurmayı seçmişler. Hem de bir iki kere değil. En az 20-30 kez üst üste aynı e-postayı göndererek. Bu türlü bir tanıtımın &#8220;spam posta&#8221; olarak gelmesinin yanında, e-postanın geliş şekli de oldukça ilginçti. Sitenin ilgili birimi e-postayı gönderecekleri kişilerin e-posta adreslerini To: (Kime:) kısmına yazmışlardı. Spam postacılıkta bir numaralı kural, gönderilecek adreslerin Bcc: (Gizli:) alanına yazılmasıdır. Bu alana yazdığınız e-posta adresleri gönderdiğiniz kişiler tarafından görüntülen(e)mez. Ancak sikayetvar.com spam postasının &#8220;To&#8221; alanı sayfalarca e-posta adresi ile doluydu. Bu durum diğer spamcilere açıkça davetiye çıkarıyordu. Posta adreslerini kopyalayıp, herkes spam posta olarak ileti gönderimi yapabilir.</p>
<p>İşin ilginç tarafı ise sonradan yaşananlardı. Birden posta kutum, ilgili sitenin posta listesinde yer alan kişilerin e-postaları ile doldu. Bu listede olan kişiler şikayetlerini ilgili firmaya değil de kendi gibi mağdur olan diğer kişilere göndermişlerdi. Gelen mesajlar ise çok daha ilginçti: &#8220;Lütfen bu e-postayı &#8216;tümünü yanıtla&#8217; yaparak yanıtlamayın&#8221;. Ve maalesef ki bu e-posta da herkese gelmişti.</p>
<p>Spam postanın yanıt postaları dışında bir de bu işten yararlanmak isteyenler de ortaya çıkınca iş, farklı bir boyuta taşındı. Google gruplarında bu spam postanın kurbanlarından oluşan bir grup kuruldu. Tabii davet mektubu üyelerin hepsine gönderildi. Bazı üyeler gruba katılmayı onayladı, bazıları ise onaylamadı. Gruba katılma postası geldikten 24 saat geçmeden üye sayısı 70&#8242;e yaklaşmış olduğunu görünce, kimsenin bu türlü spam postalardan sıkılmadığını, hatta sonucunda oluşan birlik ve beraberliğe canla başla katıldığını görünce hayretlerim bir kez daha arttı.</p>
<p>Grup içerisindeki postalar ise ayrı bir konu. Artık onu da başka bir yazıda anlatırım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/04/asil-ben-sikayetciyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutulan eski alışkanlıklar!</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/03/unutulan-eski-aliskanliklar/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/03/unutulan-eski-aliskanliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2006 11:13:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu nankördür! İlgi alanı ile ilgili yeni bir şey gördüğünde ya da onunla ilgili bir şeye sahip olduğunda, eskisini çok çabuk bir şekilde unutur. Hatta tabiri caizse bir daha yüzüne bile bakmaz. Özellikle teknoloji; insana, eski alışkanlıklarını çok çabuk unutturuyor. Örnek mi; hemen vereyim: cep telefonunu düşünün. Hayatımıza gireli 10 yıl kadar oldu ya da]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu nankördür! İlgi alanı ile ilgili yeni bir şey gördüğünde ya da onunla ilgili bir şeye sahip olduğunda, eskisini çok çabuk bir şekilde unutur. Hatta tabiri caizse bir daha yüzüne bile bakmaz. Özellikle teknoloji; insana, eski alışkanlıklarını çok çabuk unutturuyor.</p>
<p>Örnek mi; hemen vereyim: cep telefonunu düşünün. Hayatımıza gireli 10 yıl kadar oldu ya da olmadı. Şimdi neredeyse kundaktaki bebeğin bile bir cep telefonu var. İnsanlar birbirleriyle iletişime geçmek istediklerinde ev telefonlarını aramaz oldular. Cep telefonunu kullanarak direkt ilgili kişi aranır oldu.</p>
<p><span id="more-15"></span>Misal, akşam halı saha maçı mı var? Stoper arkadaş cep telefonundan aranır ve maç öncesinde onu evinden alacağınız saati direkt kendisine söylersiniz. Ev telefonunda arayınca, gereksiz gibi gelen ebeveyn hal hatır sorma muhabbetini artık çoğu kişi yapmaz oldu. Özel günlerin kutlanması da buna dahil edilebilir. Yine cep telefonu aracılığıyla gönderilen kısa mesajlar, telefondaki sevgi ve saygı sözcüklerini çoktan unutturdu.</p>
<p>Ancak dediğim gibi bundan sadece on yıl önce öyle miydi? Ev telefonundan aranan arkadaşın, telefonu açan annesi ile kısa bir hal hatır sorma sohbeti neticesinde, arkadaşınızla buluşacağınız saati kararlaştırırdınız. Buluşma zamanı evin önüne geldiğinizde ya zili çalar ya da apartman girişinden avazınız çıktığı kadar bağırırdınız. Çünkü iletişime geçmek için başka bir araç yanınızda yoktu.</p>
<p>Evet, itiraf ediyorum. Ben de artık kapının önünden bağırmıyorum. Cep telefonumu kullanarak geldiğimi arkadaşlarıma haber veriyorum. Ama madalyonun bir de öteki yüzü var. Artık kimse cebinde not defteri taşımıyor. Aklına unutmaması gereken bir şey gelirse, ne yaparım kaygısı kimsede yok. Onun yerine yine cep telefonunu kullanıp, e-posta gönderme seçeneğine seçerek, aklına gelen şeyi kendi kendine e-posta göndererek hatırlıyor. Birçok okuyucum; &#8220;ne var ki bunda, ne güzel teknolojiyi kullanıyoruz işte&#8221; diyebilir. Ancak durum şu ki; artık çoğu kişi kalemi eline alıp yazı yazmıyor. Bir dilekçe doldurması gerektiği zaman, etkileyici bir el yazısı ile yazma zahmetine kalkışmıyor. Word&#8217;de el yazısı fontu ile yazılmışını tercih ediyor. Ve arkadan gelen nesil de bu şekilde, önünde giden nesli takip ediyor. Bu işin sonu nereye varacak bilemiyorum ama eski alışkanları hatırlamak için şu anda yaptıklarınızı bir yere yazmanızı öneriyorum. İleride, geçmişe bakmak istediğinizde hatırlamanızı kolaylaştırması için&#8230;</p>
<p><strong>Son Dakika Golü</strong></p>
<p>Eski alışkanlıklar demişken son iki aydır dergimiz yayına hazırlanırken başımıza gelen bir olay, bizi eski bir alışkanlığımıza götürdü. Dergi teslim tarihinin son günlerinde çeşitli nedenlerle kesilen ADSL hatları, bizi çevirmeli bağlantı ile internete bağlandığımız günlere geri götürdü. Artık teşekkür (!) mü etmeliyiz, ne demeliyiz bilemiyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/03/unutulan-eski-aliskanliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her yere &#8220;tık&#8221;lamayın</title>
		<link>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/02/her-yere-tiklamayin/</link>
		<comments>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/02/her-yere-tiklamayin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2006 11:12:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selcuk Senol</dc:creator>
				<category><![CDATA[BYTE]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[eklenti]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Web]]></category>
		<category><![CDATA[web tarayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[windows]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://selcuksenol.com.tr/blog/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanlar dillerine sahip olamadıkları için yargılanırlar. Bazıları ise ellerine sahip olamadıkları için&#8230; Ama bazıları var ki onlar da &#8220;tık&#8221;lama suçlusudur. Şimdi, bu tıklama suçlusu ne demek? Günlük bilgisayar kullanımında bilgisayarda karşılaşılan birçok soru pencerelerinde &#8220;Evet&#8221; ya da &#8220;Hayır&#8221; gibi seçenekler yer alır. Bazen seçenekler &#8220;OK&#8221; gibi tekte olabilir. Özellikle internette sitelerde gezinirken bazen karşınıza]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar dillerine sahip olamadıkları için yargılanırlar. Bazıları ise ellerine sahip olamadıkları için&#8230; Ama bazıları var ki onlar da &#8220;tık&#8221;lama suçlusudur. Şimdi, bu tıklama suçlusu ne demek? Günlük bilgisayar kullanımında bilgisayarda karşılaşılan birçok soru pencerelerinde &#8220;Evet&#8221; ya da &#8220;Hayır&#8221; gibi seçenekler yer alır. Bazen seçenekler &#8220;OK&#8221; gibi tekte olabilir. Özellikle internette sitelerde gezinirken bazen karşınıza birden bire soru soran pencereler açılır. Ben hiç görmedim ki bu yazıları okuyupta doğru olanı seçeneği işaretleyenini? Sanki bildiği bir şey gelmiş gibi hiç okumadan varsa &#8220;Evet&#8221; seçeneği yoksa &#8220;OK&#8221; seçeneğini rastgele olarak doğrudan tıklıyor. İşte bu tür kişiler &#8220;tık&#8221;lama suçlusu.</p>
<p>Ne var ki bu işte, sorulan soruya bir yanıt veriliyor diyebilirsiniz ancak kazın görünen bacağı hiçte böyle değil. Bu olayı söyle örnekleyelim: Diyelim ki bir arama sitesinde arama yaptınız. Herhangi bir konuda aklınıza takılan konu hakkında fikir edinmek için arama sonuçları listesinde size uygun olan bir sonuç sayfasına giderek bilgileri okumak ya da o sitenin hizmetinden faydalanmak istiyorsunuz.</p>
<p><span id="more-13"></span></p>
<p>Ancak o da ne? Siteye girdiğinizde karşınıza çıkan birçok soru, mesaj pencereleri çıkıyor. Siz de ister istemez bunları onaylayarak kapatıyorsunuz ve onlardan kurtulduğunuzu zannediyorsunuz. Siz kurtulduğunuzu zannedin, asıl bela daha yeni başlıyor. Aslında o okumadan onayladığınız şeyler, hiçbir işinize yaramayacak hatta size ve kişisel bilgilerinize zarar verecek türden bilgisayarınıza yüklenen programlar ya da programcıklar: Web tarayıcıyı her açtığınızda alakasız bir yere bağlanmak isteyen adresler, olur olmadık zamanlarda karşınıza çıkan reklamlar gibi&#8230;</p>
<p>Belli bir zaman sonra ise bu olaylar bir işkenceye dönüşüyor ve insan çıldırma noktasına ulaşıyor.</p>
<p>Peki bu durumdan kurtulma yöntemi yok mu? Tabii ki var. Öncelikle kullandığınız web tarayıcıyı değiştirmelisiniz. Internet Explorer, Windows&#8217;un hizmet paketleri ile beraber ne kadar güçlense (!) de bu koruma yeterli değil. Onun için size Firefox kullanmanızı öneriyorum. Internet Explorer&#8217;a göre artıları o kadar çok ki&#8230; Elinizde tuttuğunuz bu sayının ilerleyen sayfalarında Firefox&#8217;un yeteneklerini artıran eklentileri ile ilgili harika bir yazı okuyabilir. Emin olun ki programa olan hayranlığınız daha da artacaktır.</p>
<p>Bir diğer önlem de karşınıza çıkan her onaya, okumadan yanıt vermemeniz yani &#8220;tık&#8221;lamamanız. Bu işlem aynı imzanız gibidir. Bir belgeyi nasıl ki okumadan imzalamıyorsanız, bilgisayarınızda karşınıza çıkan soruları da okuyarak imzanızı atmalı yani &#8220;tık&#8221;lamalısınız.</p>
<p>Bir de dil sorunu mevzuu var. Eğer kullandığınız web tarayıcı anlamadığınız bir dilde ise, Firefox&#8217;un anladığınız dilde olan sürümünü kullanabilirsiniz. Türkçe sürüm ise bu ayki DVD&#8217;mizde denemenizi bekliyor.</p>
<p>Lütfen tıklamadan önce bir kez daha düşünün&#8230; sonucun ne kadar acı olacağını düşünmek bile istemeyeceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcuksenol.com.tr/blog/2006/02/her-yere-tiklamayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
