Selcuk Senol
Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış
AnaSayfa: http://www.selcuksenol.com.tr/blog
Selcuk Senol tarafından yayınlananlar
Korsanların yeni hedefi sosyal ağlar
22 Oca
Kaspersky Lab uzmanları, 2010 yılında siber suçluların saldırılarında ana hedeflerinin sosyal paylaşım ağları olacağına dikkat çekiyor. Uzmanlar ayrıca, web hizmetleri ve mobil telefon kullanıcılarının da saldırılara maruz kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Kaspersky Lab, 2010 yılı tehditlerini açıkladı. Siber suçların 2010 yılında nasıl seyredeceğiyle ilgili öngörülerde bulunan Kaspersky Lab uzmanları, 2009 yılında işletim sistemini ele geçirmek için geliştirilen virüs ve kötü niyetli programların öne çıktını belirtirken, 2010 yılında ise saldırıların hedef değiştireceğini öngördü. Kaspersky Lab uzmanları, geçmişte ağırlıklı olarak bireysel kullanıcılar ve web sitelerini hedef alan saldırıların, yeni yılda sosyal paylaşım ağlarına yöneleceğini belirtiyor. Uzmanlar, TDSS ile Virut gibi kötü amaçlı yazılım ve programların hızlı yayılması için kullanılan ağların, 2010 yılında saldırıların ana hedefleri olacağını söylüyor.
Sahte antivirüs yazılımları artık karlı değil
Uzmanlar, modern siber suçluların hem yasallaşmak hem de maddi çıkar sağlamak için trafiği artıracaklarına dikkat çekiyor. DoS saldırıları ve istenmeyen posta gönderimlerini yönlendiren korsan bilgisayar ağlarının önümüzdeki yıl daha gri bir çizgiye doğru yönelecekleri belirtiliyor. Özellikle oyun sitelerinde yaşanan Trojan saldırılarında görülen azalmanın 2010 yılında ise sahte antivirüs yazılımlarda aşağı yönlü bir eğilim izlenmesi bekleniyor. Uzmanlar, sahte antivirüs yazılımların artık eskisi kadar karlı olmadığını ve denetlemelerin gittikçe arttığını da kaydetti.
Web hizmetleri de tehlikede
Kaspersky Lab Küresel Araştırma ve Analiz Takım Direktörü Alex Gostev, kötü amaçlı yazılımların 2010 yılında çok daha karmaşık bir hale bürüneceğini ve antivirüs programlarının zarar görmüş bilgisayarları onarmada ağır kalabileceğini söyledi. Gostev, güvenlik yazılım şirketlerinin ise buna karşı çok daha güçlü koruma çözümleri geliştireceğini ifade etti. Web hizmetlerinin yeni yılda da saldırılara maruz kalacağını ve en çok etkilenecek hizmetin ise Google’ın Wave hizmeti olacağını söyleyen uzmanlar, saldırıların ise şöyle gerçekleşeceğini savundu: Önce istenmeyen posta gönderimi yapılacak. Daha sonra phishing (oltalama) yöntemiyle saldırılar gerçekleşecek. Güvenlik açıklarının tespit edilmesinden sonra ise kötü amaçlı yazılım saldırıları başlayacak.
2010 yılında en çok saldırıya maruz kalması beklenen iPhone ve Android mobil telefon kullanıcılarını uyaran uzmanlar, bu telefonların özellikle siber suçluların odağında olduğu belirtildi. Salgın şeklinde yayılan kötü amaçlı yazılımların artmasındaki en büyük nedenin güvenlik zaafları olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu yazılımların piyasaya yeni sürülen işletim sistemi Windows 7 tarafından ortaya çıkarılabileceğini de sözlerine ekledi.
Basın bülteninden derlenmiştir.
iPhone icin RSS okuyucu
24 Kas
iPhone gerek ozellikleriyle gerekse de uygulamalariyla oldukca basarili bir telefon. Icerisinde dahili bir RSS okuyucu olmadigi icin bu isi App Store’dan indirilebilen bir RSS okuyucu ile yapmak gerekiyor. Bu konu ile ilgili bircok uygulama denedim ancak hicbirisi Newsstand kadar basarili degil.
iPhone’undan RSS okuyucu isteyenlere tavsiyemdir.
![]() |
![]() |
iPhone'da Wordpress
11 Kas
iPhone icin gelistirilen Wordpress uygulamasi ile cep telefonundan blog guncellemek cok kolaymis. Etiketleme, kendi kategorilerini secebilme gibi ozellikler oldukca hosmus…
Kullanalim, sevelim…

Dayanamadım, sonunda aldım bir Nespresso makinesi
20 Haz
Kahveye olan düşkünlüğümü ve sevgimi beni tanıyanlar bilir. Şeker ve süt (krema) sevmememden dolayı seçeneklerim yok denecek kadar az. Filtre kahve ya da espresso arasında gidip gelirim. Ofiste ise malum Nescafe…
Nispeten evde daha rahatım çünkü filtre kahve için bir makinem var.
Uzun zamandır da bir espresso makinesi almayı düşünüyordum. Ancak bir türlü marka, model seçemediğim için sonuca bağlayamıyordum durumu… Filtre kahve de yapan ve sütü köpürten buhar çıkışı olanları mı tercih etmeliyim yoksa tek espresso makinesi yeterli miydi? Bir türlü karar veremiyordum. Araştırma yaparken de Nespresso diye bir şey olduğunu keşfettim. Bu cihazın espresso makinesinden farkı, kahve olarak kendisine ait, kapsül adı verilen hazır potları kullanmanız.
Standart bir espresso makinesinde (Starbucks’dakiler de buna dahil) kahveyi bir süzgeçe benzeyen pot ismi verilen bir kaba koyar, kahveyi orada sıkıştırır ve makineye takarak espresso yaparsınız. Nespresso’da ise olay biraz daha farklı. Kullanılan pot’lar kapsül ismi verilen alüminyum kaplarda yer alıyor. Tek kullanımlık bu kapsülleri espresso hazırlamadan önce kendi makinesinde ilgili yere yerleştirip cihazı çalıştırıyorsunuz. 10-20 saniye içerisinde muhteşem kokuya, görüntüye, köpüğe ve tada sahip espresso’nuz hazır. Farklı renklere sahip bu kapsüllerin her biri farklı özelliklere ve tat yoğunluğuna sahip.
Nespresso’yu tercih etmemdeki amaç, her yeni bir fincan expresso’da aynı lezzeti elde edecek olmamdı. Tabii bir de işin temizlik kısmı var ki o da ayrı bir durum. Standart espresso makinelerinde kullanacağınız kahveyi 100-200 gramlık paketlerde alacağınız için bekledikçe haliyle bir bayatlama söz konusu olacaktır. Ancak Nespresso’daki kapsüllerin ağzı hava almayacak şekilde kapalı olduğu için her fincan aynı lezzet garantisini sunuyorlar.
Aşağıdaki video Nespresso makinesinin nasıl çalıştığını göstermede oldukça yardımcı olacaktır.
Türkiye’de kapsüllerin tanesi ortamala 1 TL civarında ve 10′lu paketler halinde satılıyor. Ancak daha önce kullanılan kapsülleri aşağıdaki videoda gösterildiği gibi yeniden kullanmak mümkün. Bu işi denedim ve orijinal kapsül kadar olmasa da idare eder. Elde kalan espresso paketini tüketmek için oldukça güzel bir yöntem. İşin taktiği ise kapsülü yeniden doldururken kahveyi biraz sıkıştırmakta…
İşte benim aldığım makine.. Şimdilik mutfak tezgahının ortasında…

Not: Makineyi MediaMarkt‘tan aldım. Model, Nespresso Essenza C90. Liste fiyatı ile MediaMarkt arasında 100 TL’ye yakın bir fark vardı. Alacaklara MediaMarkt’a bir uğrasınlar derim.
İstanbul’un güzellikleri – 1
16 Haz
İstanbul… Yaşadığım ve kolay kolay vazgeçemeyeceğim yer. Sıkıntısı, derdi o kadar çok olmasına rağmen insan yine de vazgeçemiyor bu şehirden… Trafiği, havası herşeyi ayrı bir dert…
İstanbul’un bu kadar sorunlu olmasında popüler olmasını önemli bir faktör. İstanbul’un bu kadar popüler olmasında ise güzellikleri ayrı bir önem taşıyor. Her ne kadar İstanbul’lu olarak, bir turist ya da başka şehirden gelen bir iç turist gibi gezemesekte vakit buldukça güzel yerleri görmek şehre olan sevgiyi daha da artırıyor.
Her zaman ismini duymuş ancak bir türlü gitmek kısmet olmamıştı: Emirgan Korusu’ndan bahsediyorum. Geçen hafta sonu brunch niyetiyle koru içindeki Sarı Köşk’e gittik. Oldukça nezih bir ortam. Kahvaltı sonrasında ise koru içerisinde yürüyüş yapmak ayrı bir güzellik. Sarı Köşk’ün yakınında yer alan havuzdaki ördekler ve kaplumbağa ise görülmeye değerdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği bu yer hakkında detaylı bilgi almak ve ulaşım bilgilerini görmek için Beltur‘un sitesine göz atabilirsiniz.
WordPress 2.8 çıktı
11 Haz
WordPress’in 2.8 sürümü çıkmış durumda. Türkçe kullananlar Türkiye sitesinden, İngilizce kullananlar ise orijinal sitesinden gerekli yüklemeyi yapabilirler. Ayrıca sunucunuz destekliyorsa otomatik güncellemeyi de kullanabilirsiniz.
Ben Türkçe WordPress 2.7.1 üzerine otomatik 2.8 güncellemesini yaptım. Bir iki yerde İngilizce menüler gördüm. Sonrasında ise Türkçe siteden indirdiğim zip‘li dosyadaki şu dosyayı ilgili yere upload ettim:
wp-content > languages > tr_TR.mo
İngilizce kalan yerler artık Türkçe olmuştu.
WordPress 2.8′de yeni neler var derseniz orijinal videosunu izleyebilirsiniz.
Videonun büyük halini izlemek için tıklayın.
Hala YouTube izleyemiyor musunuz?
5 Haz

Detaylar ve ne yapılması gerektiği hakkında bilgiler aşağıdaki adreste…
http://www.jnbn.net/inceleme-anlatim/hosts-dosyasi-opendns-nedir-youtube-nasil-erisilir-139.html
Artık 8 kat hızlıyım
4 Haz
TTNET’in 1 Mbps tarifesini kullanıyordum evde. Ancak bu akşam şeytan dürttü ve şu yeni 8 Mbps olan tarifelerine geçme kararı aldım. İnternette ya da bizim forumlarda okuduğum kadarıyla herkesin bir sıkıntısı vardır TTNET ile…
Ancak bir şansımı deneyeyim dedim ve aradım 444 0 375 numaralı telefonunu… Kısa bir bekleme süresi sonrasında (gerçekten kısa bekledim, 2 dakika kadar) telefonu açan müşteri temsilcisi anında tarifeyi değiştirdi. Modeminizi kapatıp açın, 24 saat için yeni tarife aktif olacaktır dedi.
Nasılsa 24 saat dedikleri için pek sallamadım açıkcası. Birkaç günü bulur dedim. İnternette rutin olarak takılmaya devam ettim. Ancak bağlandığım sitelerde tıkladığım linkler anında açılıyordu. Şeytan dürttü acaba hemen aktif mi olmuştu. Önce modeme bağlandım web arayüzünden… Evet gerçekten hızlanmış görünüyordu.
Acaba aktif olan tarifeyi mi gösteriyor dedim ve Google’da bir iki arama yaparak hız testine tabi tuttum hattımı.. TTNET’in hız testi sonuçları aşağıdaki gibi… (http://speedtest.ttnet.net.tr/)
Turk Nokta Net’in hız testi sonuçları ise; (http://adsl.turk.net/speedtest.asp)
Bu da www.speedtest.net sitesinin sonuçları
İnternette anonim kalın
1 Haz
İnternet üzerinde herkesin ne yaptığı, çeşitli yollarla izlenir, takip edilir. Daha çok web siteleri, portallar bu olayı kullanırlar ancak çeşitli devlet kurumları da (mesela güvenlik güçleri) çeşitli sebeplerden dolayı bu izleri takip edebilirler. İnternete bağlanan bir bilgisayar mutlaka arkasında iz bırakır. Bu izler çeşitli sebeplerden dolayı başınıza dert açabilir. Bu dert olayını hemen kötüye yormamak gerek. Bir web sitesinde yaptığınız site içi arama sonucu ilgili konularla ilgili olarak sitenin içeriği yeniden şekillenebilir. “Ne güzel hizmet, aradığım herşey karşımda” demeyin. Herkes bu olayı bu şekilde iyi olarak kullanmayabilir.
Arama motorları gibi büyük online reklam şirketleri de izlerinizin peşinden gelirler. İlgi alanlarınıza göre, arama yaptığınız şeylerle ilgili olarak sizin dikkatinizi çekebilecek herşeyi önünüze sermek için oldukça ciddi boyutlarda Ar-Ge çalışmaları yaparlar ve sürekli yenilikler üretirler. Ziyaret ettiğiniz sitelerde de sizi yalnız bırakmaz, ilgili alanlarınızı öğrenerek sizi sizden daha iyi tanıma yoluna geçerler.
Web tabanlı bir site üzerinde yolladığınız e-postanın başkaları tarafından okunmayacağını kim garanti edebilir ki? Meraklı gözler her yerde mevcut. Ancak e-postalarınızı dijital olarak imzalayıp yollarsanız e-postanızı ancak alan kişinin okuduğundan emin olabilirsiniz.
Hangi bilgileri internette açığa vurmak istediğinize siz karar verebilir, birkaç adımda meraklı bakışlarından kaçabilirsiniz. Bu ayki kapak konumuzda aktardığımız on ipucunu kullanarak internette nasıl anonim kalacağınızı kolayca öğrenebilirsiniz.
PC World dergisi Haziran 2009 sayısı Editörden yazısıdır.
Neler yap(tım/ıyorum)?
24 May
Dergi işleri ve diğer işler devam ederken burayı oldukça ihmal ettiğimin farkına vardım. Neler yaptığım ile ilgili olarak birkaç kelam etmek istedim.
- Uzun bir aradan sonra Twitter’i kullanmaya başladım. (www.twitter.com/selcuk_senol)
- Arkasından daha çok kişiyle tanışıp kaynaşabileğim FriendFeed kullanmaya başladım. Güzel şeyler oluyor orada da… (www.friendfeed.com/ssenol)
- Google Reader’da “paylaşılan öğeler” özelliğini kullanmaya başladım ve linklere tıklamaya başladım. Benimle ilgili bir sayfayı kendisi oluşturdu. (Google Reader Paylaşına Öğeler)
- Az önce Google’in Profil sayfasında bilgilerimi güncelledim. www.google.com/profiles/postane. Bilgileri yazdıktan sonra benimle ilgili linkleri kendisinin bulmasına ise oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim.
- Blog’una bu kadar uzun süre bağlanmazsan 7 eklenti güncellemesi görebilirsin. Tek tek güncelle bakalım şimdi…






SON YORUMLAR